menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Onca yoksulluk varken…

38 0
12.04.2026

Kapitalist sistem çoğu zaman büyüme, yenilik ve genişleme üzerinden anlatılır.

Üretim artar, teknoloji gelişir, piyasa genişler. Bu anlatı yanlış değildir, ancak eksiktir. Çünkü aynı süreçler eş zamanlı olarak başka bir şeyi de üretir: kriz. Kapitalizm yalnızca büyüyen bir sistem değildir; belirli aralıklarla daralan, kırılan ve kendini yeniden kuran bir yapıdır. Bu hareket tesadüfi değildir. Yapısaldır.

Bu yapının merkezinde bir çelişki bulunur. Üretim kapasitesi sürekli artar, ancak bu üretimin toplumsal karşılığı aynı hızda genişlemez. Verimlilik yükselir, fakat ücretler baskılanır. Sermaye birikir, fakat talep aynı ölçüde büyümez. Bu durum kısa vadede büyümeyi hızlandırır. Uzun vadede ise sistemi kendi sınırlarına iter. Üretilen ile tüketilebilen arasındaki mesafe açıldıkça, dengesizlik görünür hale gelir. Bu dengesizlik geçici değildir. Süreklidir. Aynı süreç, bir yandan servet birikimini hızlandırırken diğer yandan yoksulluğu kalıcı hale getirir.

Bu çelişki yalnızca üretim alanında değil, finansal yapı içinde de derinleşir. Kredi genişlemesi, sistemin iç gerilimini geçici olarak dengeler. Talep yetersizliği borçla telafi edilir, piyasa canlı tutulur. Ancak bu çözüm, sorunu ortadan kaldırmaz. Aksine büyütür. Borç birikimi arttıkça sistem daha kırılgan hale gelir. Güven sarsıldığında finansal yapı daralır. Bu daralma kriz olarak adlandırılır. Oysa kriz, sistemin bozulması değil, birikmiş gerilimin açığa çıkmasıdır.

Burada kritik nokta açıktır: Kriz dışsal değildir. İçseldir. Kapitalizm kriz üretir çünkü kendi işleyişi bunu zorunlu kılar. Büyüme ile........

© Medya Günlüğü