Gücün yoğunlaşması ve sessiz birikimin patlaması
ABD’de son haftalarda milyonlarca insanın katıldığı “Krallara Hayır” protestoları ilk bakışta belirli bir siyasi liderliğe karşı gelişmiş bir tepki gibi okunabilir.
Sokaklara çıkan kalabalıklar, sloganlar ve doğrudan hedef alınan siyasal figürler bu yorumu kolaylaştırır. Ancak bu tabloyu yalnızca güncel siyaset üzerinden okumak eksik kalır. Daha derinde, daha yavaş birikmiş bir gerilim var. Belki de asıl mesele tam olarak burada başlıyor.
Çünkü modern toplumlarda krizler bir anda ortaya çıkmaz. Önce sessizce birikir, sonra bir eşik aşılır. ABD’de görülen bu hareket de o eşik anlarından birine benziyor. Yüzeyde bir yönetim tartışması var; fakat derinde gücün kimde toplandığına dair daha eski bir soru yeniden soruluyor.
“Krallara Hayır” ifadesi bu açıdan ilginç. İlk bakışta tarihsel bir göndermeyi çağrıştırıyor; monarşiye, hanedanlara ya da tekil iktidarlara karşı bir refleks gibi. Oysa bugün ortada klasik anlamda bir krallık yok. Daha doğrusu, yokmuş gibi görünüyor. Tam da bu noktada kavramın kendisi yeniden anlam kazanıyor.
Modern kapitalist sistemde güç artık doğrudan görünür değildir. Taç yoktur, saray yoktur, hanedan yoktur. Buna rağmen güç yoğunlaşır. Sermaye birikir, karar alma mekanizmaları daralır, etkili aktör sayısı azalır. Bu süreç çoğu zaman fark edilmez çünkü demokratik kurumlar formel olarak varlığını sürdürür. Seçimler yapılır, parlamentolar çalışır, hukuk sistemi işler. Ancak bu yapıların içeriği zamanla değişir. Güç dağılımı görünürde yatay kalırken, gerçekte........
