menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çalışarak zengin olunur mu?

23 0
03.05.2026

“Çok çalışırsan zengin olursun” cümlesi, modern dünyanın en başarılı pazarlama sloganlarından biri olabilir.

Kim tarafından üretildiği tam bilinmiyor, ama etkisi oldukça yaygın. Sabah erken kalkmak, fazla mesai yapmak, kendini sürekli geliştirmek… Tüm bunların sonunda bir tür maddi ödül geleceği varsayılıyor.

Sorun şu ki bu ödül, herkes için gelmiyor.

Milyonlarca insan uzun saatler çalışıyor, üretime katılıyor, ekonomiyi döndürüyor. Buna rağmen büyük bir kısmı, hayat standardını ciddi biçimde yükseltemiyor. Bu durum tek tek bireylerle açıklanamayacak kadar yaygın. Dolayısıyla soru bireysel değil, yapısal hale geliyor: Çalışmak gerçekten zenginleşmenin yolu mu?

Marksist teori bu soruya doğrudan cevap verir: Çalışmak, mevcut sistem içinde zenginleşmenin değil, üretimin devam etmesinin aracıdır.

Bu iddia ilk bakışta abartılı görünebilir. Ancak Marx’ın analizinin merkezinde oldukça somut bir ayrım vardır: emek ile emek gücü arasındaki fark.

İşçi, kapitalist düzende “emeğini” değil, emek gücünü satar. Yani bir gün, bir hafta ya da bir ay boyunca çalışabilme kapasitesini kiralar. Bu kapasitenin bir maliyeti vardır. Bu maliyet, işçinin hayatını sürdürebilmesi için gerekli olan şeylerle belirlenir: barınma, beslenme, ulaşım, asgari sosyal ihtiyaçlar.

Ücret dediğimiz şey, tam olarak budur.

Dolayısıyla ücret, işçinin ürettiği değerin karşılığı değildir. Ücret, işçinin ertesi gün tekrar çalışabilmesi için gereken maliyetin karşılığıdır.

Burada kritik bir nokta ortaya çıkar: İşçi günün bir bölümünde kendi ücretini “üretir”. Buna Marx zorunlu emek zamanı der. Günün geri kalan kısmında ise üretmeye devam eder. Bu ikinci bölüm, işçinin kendisi için değil, başkası için çalıştığı zamandır. Buna da “artı-emek........

© Medya Günlüğü