menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışın değil sözleşmenin beklendiği savaş

27 0
19.07.2026

Ürdün’deki Amerikan üslerine düşen füzeler, ekranlarda birkaç saniyelik “son dakika” bandı olarak geçti.

İran Devrim Muhafızları, ABD’nin gece düzenlediği hava saldırılarına misilleme olarak Ürdün’deki üsse konuşlu yakıt ikmal uçaklarını ve savaş jetlerini balistik füze ve insansız hava araçlarıyla vurduğunu duyurdu. Aynı gün Umman’da ABD’ye ait radar tesisleri de hedef alındı. Mesele artık İran topraklarıyla sınırlı değil. Çatışma, bölgedeki her müttefik üssü, her boğazı, her sevkiyat rotasını kapsayan bir hatta yayıldı.

Şubat’tan bu yana süren, iki kez ateşkesle durulmuş gibi görünüp iki kez yeniden alevlenen bu savaş, artık kimsenin şaşırmadığı bir ritme oturdu: saldırı, ateşkes, ihlal, yeni saldırı. Her turda anlatı aynı kalıba dökülüyor: nükleer tehdit, bölgesel güvenlik, istikrar. Zenginleştirme oranları, denetim mekanizmaları, silahlanma riski gerçek. Ama savaşın beş aydır sürmesini yalnızca bu çerçeveyle açıklamak, tablonun büyük kısmını karanlıkta bırakıyor. Bu savaşın nabzını asıl tutan yer, çoğu zaman füzelerin düştüğü yer değil, borsa endekslerinin ve enerji sözleşmelerinin olduğu yer.

Rakamlar bunu gayet açık gösteriyor. ABD’nin İran’a ilk saldırısını başlattığı gün, savunma sanayisi hisseleri aynı seansta yükseldi. Lockheed Martin yüzde 3-4 bandında değer kazanıp tüm zamanların rekorunu kırdı. Northrop Grumman yüzde 6, RTX (eski adıyla Raytheon) yüzde 5 civarında prim yaptı.........

© Medya Günlüğü