menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tüketim tuzağı mı vicdan aynası mı?

47 0
07.03.2026

Ve kadınlar bizim kadınlarımız: Korkunç ve mübarek ellerince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız… (Nazım Hikmet Ran)

8 Mart’ın tarihinde pırıltılı reklamlar değil, 1857’de New York’ta tekstil sektöründe çalışan kadınların döktüğü ter ve kan var. 129 kadın işçinin, düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini, insanlık dışı çalışma koşullarını yani kısaca sömürüye baş kaldırmak için başlattıkları grevlerde çıkan yangında hayatlarını kaybetmesi yatar. 

1910 yılında Clara Zetkin’in önerisi ile bir anma günü olarak başlayan süreç 1921 yılında Moskova’da toplanan 3. Enternasyonal’in Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda 8 Mart’ın“Dünya Kadınlar günü” olarak kutlanılması kararlaştırılmıştır

Yani kökeni; tüketim kültüründen çok, emek, eşitlik ve onurlu bir hak arayışına dayanıyor.

Evet, günümüz dünyasında her özel gün gibi 8 Mart da çiçek kampanyalarına, indirimlere, reklam sloganlarına sıkıştırılabiliyor. Doğal olarak bu durum bir “pazarlama stratejisi” diye adlandırılmasına zemin hazırlıyor. Ama bir şeyin ticarileşmesi, onun doğuş amacını otomatik olarak geçersiz kılmaz. “Anneler Günü” de, “Sevgililer Günü” de benzer........

© Medya Günlüğü