menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Deniz aynı dalgalar farklı…

19 25
20.02.2026

Dünde kaldı cancağızım, düne ait ne varsa! Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. (Mevlana Celaleddin-i Rumi )

65 yaş üstü kuşak kendi gençliğini anlatırken daha sade bir hayatı, daha güçlü aile bağlarını, daha net değerleri ve daha az karmaşayı hatırlıyor. 

Günümüz gençleri ise aynı döneme baktığında başka bir şey görüyor, “Daha sınırlı haklar, daha dar ifade alanları, daha kapalı toplum yapıları vardı” diyor. 

Gençler bugünü; bilgiye erişim, kültürel çeşitlilik, kadın hakları, bireysel tercihler ve görünürlük açısından daha ileri bir aşama olarak değerlendiriyor. 

İki taraf da kendi hafızasının içinden konuşuyor.

1970’lerin gençleri ideolojik kamplaşmaların, ekonomik krizlerin ve sokak çatışmalarının içindeydi. Hayatın gerilimi kolektifti. 

Bugünün gençliğinde ise gerilim daha bireysel ama daha süreklidir. Dijital dünyanın görünürlük baskısı, performans kültürü, sürekli üretme ve kendini kanıtlama zorunluluğu “Demokles’in kılıcı” gibi tepelerinde duruyor.… 

Rekabet artık yaşanılan mahalleyle ya da şehirle sınırlı değil; küresel oldu. Rakibiniz dünyanın öbür ucundaki biri. Bu da gençlerde gelecek kaygısını daha yoğun ve daha görünür kılıyor.

Eskiden “yaşlı bilir” anlayışı güçlüydü çünkü hayat yavaş değişiyordu. Kurallar uzun süre geçerliliğini koruyordu. 

Bugün ise bir kuşak içinde birkaç farklı dünya yaşanıyor. 70 yaşındaki biri için dönüşüm bir ömür süresince gerçekleşirken; 20 yaşındaki biri için bu zaten doğduğu norm oldu.

Sosyal medya bu kırılmanın en çarpıcı örneğidir. Sürekli görünür olma hali, beğeni ekonomisi, algoritmaların ruh hâline etkisi…

Eskiden bilgi yukarıdan aşağıya akardı. Şimdi çift yönlü bir akış var. Torun büyükannesine Instagram’ı öğretiyor; büyükanne torununa sabrı öğretiyor.

Eskiden yapılan bir hata mahallede kalırdı, zamanla da unutulurdu. Bugün internette yapılan bir hata ömür boyu kalıcı oluyor. 

Önceki kuşaklar böyle bir psikolojik zeminde büyümedi. Bu yeni dönem yaşlı kuşak için alışılmadık bir durumdur.

Ebeveynler “Bizim zamanımızda da gençlik zordu” diyebilir ama zorluğun biçimi değişti. Onlar farklı bir rüzgarla mücadele ettiler, Bugünün genci başka bir fırtına ile mücadele ediyor. 

Bu değişim yalnızca günlük hayatı değil siyasetin tanımını da dönüştürdü. Eski kuşak için siyaset; parti, miting, ideolojik sloganlar, sağ-sol tartışmaları demekti. 

Yeni kuşak için siyaset hayatın kendisinde başlıyor. 

Eski kuşak, siyaseti devleti değiştirmek olarak görürdü. Yeni kuşak, siyaseti hayatı dönüştürmek olarak görüyor.

Gençlere göre çevre krizi, karbon salımı, sürdürülebilirlik, artık birer teknik mesele değil; varoluş meselesidir. Tüketim tercihleri politik bir tavra dönüşüyor. Bir markayı boykot etmek, bir kampanyaya dijital destek vermek, etik üretim talep etmek; bunlar sandık dışı ama kamusal etkisi olan davranışlardır. 

Hayvan hakları mücadelesi de benzer bir dönüşümü gösteriyor. Eskiden hayvanlar daha çok ekonomik bir unsur ya da bir sokak gerçeğiydi. Şehirleşme arttıkça insan-hayvan ilişkisi değişti. Duyarlılık arttı çünkü bilgi arttı; görüntüler, belgeler, kampanyalar herkese ulaşıyor. Sokak hayvanları için örgütlenen gençler, barınak koşullarını ifşa edenler, belediyelerin, şirketlerin ve devletin kararlarını etkileyen baskılar oluşturuyor.

LGBTİ meselesi ise kuşaklar arasındaki zihinsel mesafenin en belirgin örneklerinden biridir. Bir zamanlar tabu ya da suç olarak görülen konular, bugün gençler için temel hak ve özgürlük meselesi sayılıyor. Kimliği savunmak, görünür olmak, ayrımcılığa itiraz etmek, bunların hepsi siyaset. Sadece ideolojik manifestolarla değil, yaşam biçimi üzerinden yürütülen siyaset.

Yaşlılar gençlere “siz niye konuşmuyorsunuz?” diyorlar. Oysa gençler konuşuyor ama onların alışılmış olduğu kürsülerden konuşmuyor. Kendi mecralarında, kendi dilleriyle konuşuyorlar. Belki daha yatay, daha ağ biçiminde, daha parçalı ama aynı zamanda daha hızlı.

Galiba mesele gençlerin siyasetten uzak olması değil; siyasetin gençlerden uzak olması, onların diline uyum sağlayamamasıdır.

Eskiler de şunu kabul etmeli ki “bilgelik “ artık yalnızca tecrübe değil; tecrübe etmediğin dünyayı da ciddiye alabilmektir…

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:


© Medya Günlüğü