Yapay koridorlar, jeopolitik illüzyonlar ve hayatın gerçekleri
Son dönemde bölgemizde adeta bir “koridor ve boru hattı enflasyonu” yaşanıyor.
Sabah kalkıyoruz yeni bir ticaret yolu, akşam yatıyoruz yeni bir transit güzergâhı duyuyoruz. Harita başında eline kalemi alan, kendi topraklarını merkeze koyup dünyayı birbirine bağladığını iddia ediyor. Siyasetçiler ise bu projeleri, ülkeler arası barışı ve karşılıklı bağımlılığı pekiştirecek sihirli değneklermiş gibi kamuoyuna pazarlıyor. Ancak meseleye “jeopolitik okuryazarlıkla” baktığımızda işin rengi epey değişiyor; abartılı bir iyimserlikle parlatılan bu sürecin aslında ne kadar zorlama ve afaki olduğunu görüyoruz.
Tarih bize çok basit bir kuralı öğretti: “İpek Yolu” veya “Baharat Yolu” gibi güzergâhlar, devletlerin masa başında aldığı siyasi kararlarla değil; ticaretin, coğrafyanın ve güvenliğin doğal akışıyla yüzyıllar içinde şekillenmiştir. Yani su akar, yatağını bulur. Bugün ise siyaset, ticaretin önüne geçmeye ve ona suni yataklar kazmaya çalışıyor. O yataklardan suyun akıp akmayacağından kimse emin değil. Kısacası Nasreddin Hoca misali “ya tutarsa” diyerek göle maya çalınıyor.
Süveyş Kanalı güzergâhına bir bakalım; durumu ortada… Orta Doğu’daki bitmek bilmeyen gerilimler ve Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları Süveyş’ten geçişi riske etmeye başlayınca, Batı başkentlerinde alternatif arayışları anında hızlandı. “Hindistan-Orta Doğu-İsrail-Avrupa Ekonomik Koridoru” (IMEC) tam da böyle bir konjonktürde sahneye sürüldü. Bize bunu en başta bölgeye refah ve barış getirecek şahane bir vizyon gibi anlattılar. Hindistan’dan başlayıp BAE ve Suudi Arabistan üzerinden İsrail’e, oradan da Avrupa’ya uzanan bu hat, ABD’nin İsrail’i Arap dünyasına ekonomik olarak entegre etme çabasıydı. Ayrıca, Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”ne karşı Hindistan’ı öne çıkararak Pekin’i dışlamayı hedefleyen bir operasyondu. Yani işin içinde hem ticaret hem siyaset vardı. Peki sonuç ne oldu? Proje şimdilik rafa kalkmış ya da en azından ertelenmiş gibi görünüyor. İran ekseninde tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketlilik, bu “siyasi mühendislik harikası” projeyi daha doğmadan yoğun bakıma aldı. Çünkü ticaret; güvenliğin olmadığı, her an kafanıza bir........
