menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devletin aklı şeytanın avukatına karşı: Senaryo mu kaos mu?..

42 0
29.06.2026

Erdoğan’ın iktidarında geçen son 23 yıllık değişim ve dönüşüm süreci, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine dair varoluşsal soruları uzun süredir masada tutuyor.

Yeni bir anayasa, üniter yapının tek parça kalıp kalmayacağı ve federasyona giden sürecin başarılı olup olmayacağı tartışmaları, aslında çoktan yazılmış bir senaryonun parçalarıydı. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun son kurultayı kaybetmesi, bu senaryonun gerçekleşmesini tehlikeye attı. Diğer bir ifadeyle, Kılıçdaroğlu’nun gidişi, Türkiye’nin geleceğine ilişkin oynanacak “son perdeyi” berbat etti ve oyunun adeta yeniden yazılmasını zaruri kıldı.

Özellikle sahneye sürülen yeni nesil barış süreciyle ilgili belli belirsiz iddialar, Devlet Bahçeli gibi “eğilmez, bükülmez” bir siyaset abidesinin içinden aniden Abdullah Öcalan açılımının çıkması ve Bahçeli’nin bunu çekinmeden, korkmadan açık açık dile getirmesi, karşımızdaki tablonun basit bir siyasi manevra olmadığını gösteriyor. Demek ki “mutlak butlan” kararı salt Kılıçdaroğlu’nun “hainliği” veya “iş birlikçiliği” ile açıklanabilecek kadar sığ bir konu değil. Karşımızda bir devlet aklı, bir üst akıl ya da siz ne derseniz deyin; Türkiye’yi yeni döneme hazırlayan “dış güçlerin” ve içerideki yerli işbirlikçilerinin ortak aklı var. Bu akıl, Türkiye’yi yepyeni bir geleceğe ve tasarıma taşıma gayretinde.

Daha önce defalarca belirttiğim üzere, CHP’nin Türkiye siyasi tarihindeki rolü hep tartışılagelmiştir. Türkiye’nin çağdaş, eğitimli, seküler ve Batı’ya dönük yüzünü “siyasetin gerçek belirleyici unsurlarının” dışında tutmak, adeta onları oyalamak için özel bir dernek gibi çalışan CHP’nin işlevi çok derindir. Devleti kuran parti olması, onu koruyan ve kollayan kimliğinin yanı sıra; iktidarda olmasa da muhalefetteyken toplumsal dalgalanmaları ve kimi gelişmeleri hep dizginleyen bir emniyet sübabı rolü üstlenmesini hatırda tutmak gerekiyor.

Prof. Dr. Çetin Yetkin’in “Karşı Devrim” isimli kitabında tartıştığı; CHP’nin özellikle Atatürk’ün ölümüyle başlayan ve 1950’ye kadar attığı siyasi adımlar ile Türkiye’nin yönünün nasıl değiştirildiğine ilişkin saptamaları son derece kritiktir. 1980 askeri darbesi gerçekleştiğinde ODTÜ’de Siyaset Bilimi okuyan bir öğrenci olarak, CHP’nin de diğer partilerle birlikte kapatıldığını öğrenmem beni çok şaşırtmıştı. Bu şaşkınlık sadece bana özgü........

© Medya Günlüğü