Bişkek görüşmesinin ardından…
Son günlerde Türkiye-Rusya ilişkilerinde çok kritik, ancak iç kamuoyunda yeterince tartışılmayan gelişmeler birbirini izliyor.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, mesele sadece liderlerin ikili görüşmelerde verdikleri samimi pozlar değil, masada ve sahada değişen denklemlerin stratejik gerçekliğidir. Nitekim Bişkek’teki görüşmenin havası da bunu ele veriyor. Kremlin Sözcüsü Peskov, planlanan 30 dakikalık görüşmenin neredeyse bir buçuk saate uzamasını “tartışılması zor konulara” bağlarken, Putin’in dış politika danışmanı Uşakov görüşmenin “özel” ve ana gündemin Karadeniz çevresindeki durum olduğunu söyledi. Yani kameralara yansıyan Akkuyu, turizm ve enerji başlıklarının ardında, kapalı kapılar arkasında çok daha sert bir Karadeniz pazarlığı yürütüldü.
Zelenski’nin havacılık tehdidi
Zelenski’nin, “Rusya hava sahasını kullanan her havayolu şirketini ve havalimanlarını kullanan herkesi uyarmak istiyoruz. Rusya hava sahası tamamen tehlikeli hale geliyor” son çıkışı, Türkiye açısından da lafta kalacak bir söylem değil. Hatırlayınız, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması sonrasında da benzer şekilde sivil gemiler hedef alınmış, çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmişti. “Gemilerden sonra sıra uçaklara mı geliyor?” endişesi son derece haklı.
Dahası bu, teorik bir korku da değil: Aralık 2024’te, Ukrayna’nın Kuzey Kafkasya’ya yönelik SİHA saldırısının gölgesinde yaşanan Azerbaycan Havayolları faciası, “Rus hava savunmasının sivil bir uçağı yanlışlıkla düşürmesi” senaryosunun hiç de uzak olmadığını kanıtladı. Kaldı ki Zelenski’nin tehdidi, Ukrayna’nın Rusya’nın stratejik bombardıman uçaklarını vurduğu “Örümcek Ağı Operasyonu”nun (Operation Spiderweb) mantığını sivil havacılığa taşıma niyetini yansıtıyor. Amaç, SİHA’lar ile Batı menşeli seyir füzelerini birleştirip fiilen “Rusya’nın hava sahasını kapatmak” ve yaptırımlarla zaten zorlanan Rus hava sahasını tamamen kapatmak olabilir.
Ancak buradan asıl sormamız gereken soru şu: Neden bizim Dışişleri’nden henüz proaktif, caydırıcı veya süreci yönetici bir açıklama gelmiyor? Ankara, kriz kapıya dayanmadan ön almayı ne zaman öğrenecek? Putin, son basın toplantısında Zelenski’nin açıklamasına çok net bir şekilde “devlet terörizmi” yanıtını verdi:
“Teröristlerle müzakere edilmez… Böyle bir trajedi yaşanırsa, nasıl cevap vereceğimizi buluruz, kimse bundan şüphe etmesin.”
Üstelik Putin, o güne kadar Ukrayna’nın siyasi ve askeri liderliğinin neden hedef alınmadığını “müzakere edecek birilerinin kalması” gerekçesiyle açıklarken, bu “dokunulmazlığın” da koşullu olduğunun sinyalini verdi. Anlaşılan Rusya’nın şakası yok. Hava sahamız ve milli şirketlerimiz (örneğin THY) açısından bu durumun Türkiye’ye maliyetinin çok ağır olabileceği aşikârken, süreci sadece izliyor olmamız düşündürücüdür.
Putin’in öz güveni ve sahadaki gerçeklik
Yayınlanan resmî konuşmalara ve sahadaki teyitli bilgilere baktığımızda, Putin’in açıklamalarında çok ciddi bir öz güven ve “acele etmeme” durumu var. Söylediklerine itibar edilirse, bu öz güven boş bir palavra da değil, rakamlarla konuşuyor. Putin, sadece Ağustos ayında DNR topraklarında 270 kilometrekarelik alanın ve 15 yerleşimin ele geçirildiğini, birliklerin Slavyansk, Kramatorsk ve Drujivka’nın kapılarına dayandığını, Krasnooskolsk Barajı doğusunda yaklaşık beş bin kişilik 13 Ukrayna taburunun fiilen kuşatıldığını, Harkiv’in kuzeydoğusunda ise 460 kilometrekarelik ikinci........
