menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ankara’nın Libya’da gerçeklerle imtihanı ve “gecikmiş yüzleşme”

21 0
12.08.2026

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Libya mesaisinde, düne kadar meydanlarda “darbeci”, “terörist” sıfatlarıyla anılan Halife Hafter ile bir araya gelmesi, Ankara’nın Libya politikasında zorunlu bir virajı döndüğünün en son ve net fotoğrafıdır.

Zaviye’deki petrol tesislerine yönelik saldırıların ve doğuda Hafter’in önemli bir kurmayına yönelik suikast girişimlerinin gölgesinde gerçekleşen bu ziyaret, aslında sadece ve sıradan bir diplomatik temas değil, sahadaki sert gerçeklerle yüzleşme seansıdır. 

Daha önce Libya’daki iç savaşın dinamiklerini, vekalet savaşlarını ve Ankara’nın bu denkleme hangi saiklerle dahil olduğunu aşağıdaki bağlantılarda yer alan iki yazımla kaleme almıştım. Bugün şahit olduğumuz manzara, o tahlillerin doğal bir devamı, bir anlamda “reel politiğin” gecikmiş bir dayatmasıdır.

Bugün Libya satrancında taşlar yeniden diziliyor ve süreç hiç de bizim Trablus merkezli iyimser okumalarımıza benzemiyor. 2025’in başından bu yana Birleşmiş Milletler adına dosyayı Hanna Serwaa Tetteh yürütüyor. Tetteh, kendisinden önceki özel temsilcilerin, ki aralarında Salamé, Williams, Kubiš ve Bathily gibi isimler var,  bıraktığı o ağır enkazı devraldı.

Bir türlü yapılamayan anayasa hazırlıkları, cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimleri ve fiilen ikiye bölünmüş devlet kurumlarını birleştirme hayali. Ancak, hep altını çizdiğimiz gibi, BM’nin New York’taki klimalı salonlarda hazırladığı zarif yol haritaları, Bingazi’nin veya Trablus’un tozlu sokaklarında, milis silahlarının gölgesinde buharlaşıp gidiyor. Gelin görün ki, Libya’da vitrinde iki ayrı hükümet, perde arkasında ise merkez bankasından petrol hilaline, limanlardan güvenlik aygıtlarına kadar ülkeyi parsellemiş sayısız, irili ufaklı güç odağı var.

İşte tam bu kördüğümün ortasında, 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri ipleri doğrudan eline almaya karar verdi. Donald Trump’ın Orta Doğu ve Afrika dosyalarındaki dar çemberinden, Lübnan kökenli nüfuzlu danışman Massad Boulos’un sahneye çıkması elbette bir tesadüf değil. Batı Afrika’daki geniş ticari ağları ve Trump’ın olan dünürlüğü, ona Washington’da özgül bir ağırlık katıyor. Bu yüzden Boulos........

© Medya Günlüğü