menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çerçeveyi genişletecek olan Kürt halkına verilecek destektir

4 0
07.08.2026

Yeni Çözüm Süreci’ne dair “Çerçeve Yasa” nihayet Meclise sunuldu. İçeriğini bugüne kadar yalnızca Erdoğan, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Abdullah Öcalan’ın bilmesi, Mecliste bir komisyon kurulmuşken o komisyondan bile yangından mal kaçırılır gibi gizlenerek gündeme getirilmesi, yasa sürecinin en akıl almaz yanı oldu. Ne Kandil ne DEM Parti ne Mecliste Çözüm Komisyonu’ndaki partiler ne de hatta metne imza atan AKP’li vekiller çerçeve yasa önerisini görebildiler. Uzun süre hükümet, kamuoyu oluşturmak amacıyla kendi medyası üzerinden bazı propaganda malzemeleri ve yasa detayları servis etti ve bazı tartışmalardan böylece haberdar olabildik.

Yasaya yaklaşımda belirleyici olan, öncelikle İmralı’nın çerçeveyi “Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli bir olay” şeklinde değerlendirmesidir.

Yasa, Soruşturma, Kovuşturma ve Cezaların Ertelenmesini öngörüyor: Terör örgütünü kurma, yönetme, üyelik, propaganda, bilerek/isteyerek yardım ve terörün finansmanı suçlarında kapsamlı bir erteleme mekanizması kuruluyor. Cezası veya suçun üst sınırı 15 yıl veya daha az olan durumlarda 5 yıl erteleme uygulanıyor. 15 yıldan fazla hapis, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezalarında ise erteleme süresi 10 yıl olarak belirleniyor. Erteleme süresi boyunca dava ve ceza zamanaşımları duruyor. Eğer bu süreler yeni bir suç işlenmeden geçirilirse, davalar düşüyor ve cezalar infaz edilmiş sayılıyor. Yasal çerçeve, 2005 yılından önceki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hükümlerini kapsam dışı bırakıyor.

Çerçeve yasanın özü bu!

Yasadan yararlanmak isteyenlerin, ilgili MGK kararının yayımlanmasından itibaren 6 ay içinde yazılı başvuruda bulunması şart koşulması ve yasanın kaderinin, uygulanmasının cumhurbaşkanına bağlı bir komisyon tarafından belirlenecek olması ve TBMM’nin sadece süreci izleme ve tavsiyede bulunma hakkı olan bir komisyonla bir izleme kurulu gibi hareket edecek olması gibi iki faktör daha eklenebilir çerçeve yasa içinde öne çıkartılması gereken noktalara.

Öcalan ve örgüt liderliği kadrosu hakkında herhangi bir düzenlemenin yasa maddeleri arasında yer almayacağını zaten biliyorduk. Kürt hareketinin talebi, Öcalan’ın çok daha özgür ve demokratik koşullarda faaliyet yürütebilmesi yönündeydi ve bunu son ana kadar talep etti. Belki ilerleyen süreçte İmralı’ya sivillerin, gazetecilerin gidiş gelişi kolaylaşacak ama ilk etapta Öcalan’la ilgili doğrudan bir madde koymak istemedikleri ortadaydı. İmralı, çok açık ki görüşmelerin tıkanmasına neden olan bu eğilimi, çerçeve yasayı demokratikleşmeye yönelecek sürecin başlangıç noktası ve aralanan bir kapı olarak görerek ele aldı ve krizin aşılması için çaba gösterdi.

Yasa tasarısının kapsamı ve hedeflediği kesimler hakkında da bazı rakamlar telaffuz ediliyor. Çerçeve yasanın yalnızca PKK ve KCK’yi kapsayacağı, başka hiçbir örgütü kapsamayacağı taslağın girişinde netçe söyleniyor. Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi’nde yaklaşık 2.800 kişi, Suriye’de Türk vatandaşı olan 1.000 ila 1.500 kişi ve Türkiye hapishanelerinde örgüt üyeliğinden tutuklu veya hükümlü bulunan........

© marksist.org