menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO zirvesi dış politikanın iç siyasete dönüştüğü gösteri

21 0
13.07.2026

Ankara’da gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi, yalnızca uluslararası diplomasinin rutin toplantılarından biri değildi. Zirve, Türkiye’nin dış politikadaki yönelimini, iktidarın Batı ile kurduğu yeni ilişkiyi ve bu ilişkinin iç siyasette nasıl bir meşruiyet üretme aracına dönüştürüldüğünü gösteren önemli bir siyasal gösteriye dönüştü. Tartışılması gereken asıl konu, NATO sonuç bildirisinden çok, zirvenin Türkiye’de yarattığı siyasal tablodur.

Kuşkusuz NATO, Soğuk Savaş sonrasında yalnızca askeri bir savunma ittifakı olmaktan çıkmış, dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmaları yöneten küresel bir savaş organizasyonuna dönüşmüştür. Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki gelişmeler, Çin ile rekabet, enerji yollarının güvenliği ve savunma sanayii yatırımları bugün NATO’nun temel gündemini oluşturuyor.

Ankara Zirvesi’nde de sürpriz yaşanmadı. Savunma harcamalarının artırılması, ittifakın askeri kapasitesinin güçlendirilmesi ve mevcut güvenlik stratejisinin devam ettirilmesi yönünde ortak irade ortaya konuldu. Bir tür ortaklar iman tazelediler.

Ancak zirveyi asıl dikkat çekici kılan, bildirinin içeriğinden çok oluşturulan siyasi atmosferdi. Ankara adeta olağanüstü güvenlik tedbirleri altında uluslararası bir güç gösterisinin sahnesine dönüştü. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın ağırlanış biçimi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zirve boyunca verdiği görüntüler, toplantının diplomatik boyutunun ötesinde sembolik bir anlam taşıyordu.  Trump’a gösterilen ihtişamın abartılması dikkat çekiciydi.

Bu tabloyu yalnızca iki lider arasındaki kişisel yakınlık olarak okumak eksik kalır. Aslında karşılıklı olarak iki farklı güç gösterisi sahnelendi. Trump, Amerika’nın küresel liderliğini yeniden vurgularken, Erdoğan da uluslararası sistemin önemli aktörleriyle kurduğu ilişki üzerinden iç kamuoyuna güçlü lider imajını yeniden üretmeye çalıştı. Zirve, dış politikadan çok iç siyasete yönelik mesajların üretildiği bir platform işlevi gördü.

Muhalefetin önemli bir bölümü bu gösteriyi yalnızca dış politika ekseninde değerlendirmeye çalışıyor. Oysa iktidarın temel başarısı tam da dış politikayı iç siyasetin en etkili araçlarından biri haline getirebilmesidir. Türkiye’de dış politika hiçbir zaman tamamen iç siyasetten bağımsız olmadı. Ancak AK Parti döneminde........

© marksist.org