menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mezopotamya Ovası ve Zekât

23 0
21.07.2026

Mezopotamya Ovası ve Zekât

Muhammed Zahir Yıldız

İnsanlık tarihinin şafak vakti, medeniyetin beşiği ve bereketin yeryüzündeki adı Mezopotamya... Yalnızca Türkiye sınırları içindeki Güneydoğu Anadolu bölgesinde; Mardin, Şanlıurfa ve Diyarbakır ovalarını kapsayan tarım alanları bugün 30 milyon dönümün üzerindedir. Dünyanın belki de en cömert, en anaç toprakları buradadır. Sadece Mardin ve çevresindeki Mezopotamya bağrında, her yıl 3 milyon dönümden fazla alanda buğday başakları göğe yükselir. Bu topraklar, yüzyıllardır insanlığı besleyen sarı bir deryadır. 

Ancak bu büyük bereket, tarihsel süreçte adil bir paylaşımla taçlanamamıştır. Cumhuriyetin kuruluş aşamalarından itibaren bu verimli topraklar; genelde aşiretler, ağalar ve devletle organik bağları bulunan şehir burjuvazisi tarafından tescil edilmiştir. Tapusu olmayan ve "hazine arazisi" olarak bilinen alanlar dahi, yine bu güçlü kesimlerin zilliyetinde kalmıştır. Bu tarihsel mülkiyet yapısının gölgesinde ise, topraksız köylüler kalmıştır. Kendi doğup büyüdükleri topraklarda ya birer ırgat olarak ter dökmekte ya da gurbetin yollarına düşerek, Batı illerine mevsimlik işçi olarak gidip ekmeklerini taştan çıkarmaya çalışmaktadırlar. İşte tam da bu noktada, mülkiyetin oluşturduğu bu derin uçurumu kapatacak, kalplere şefkat köprüleri kuracak ilahi bir nizam devreye girmektedir: 

Dün gibi hatırlıyorum. Bu bereketli toprakları ellerinde tutan eski toprak sahipleri, hasat zamanı geldiğinde büyük bir titizlik, ürperti ve derin bir huşu içinde hareket ederlerdi. Zekâtlarını daha harman yerindeyken ayırır, fakir fukaranın payını asla........

© Mardin Life