Hakka Hürmetsizlik
Zamanın durduğu, vicdanın sustuğu ve adaletin bir serap gibi ufukta kaybolduğu bir asrın eşiğindeyiz. Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi’nin ruhları titreten o tespiti, bugün yeryüzünün kanayan her coğrafyasında yankı buluyor. “Haksızlığı hak iddia edenlere karşı hak dava etmek ve onlara müracaat etmek bir haksızlıktır, hakka karşı bir hürmetsizliktir.” Bu cümle, sadece bir itiraz değil; varlık gayesini yitirmiş, ruhunu karanlığa satmış bir dünyaya karşı çekilen en keskin kılıçtır.
Bugün "insanlık", "güvenlik" ve "huzur" gibi parıltılı kelimelerin arkasına gizlenmiş devasa mekanizmaların kuşatması altındayız. Birleşmiş Milletler (BM), NATO, Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü ve daha niceleri... İsimleri ne kadar ihtişamlı, binaları ne kadar görkemli olursa olsun; her biri, zalimin zulmünü meşrulaştıran birer noter kâğıdından öteye geçememiştir. Soruyorum bu çağın sahte kuruluşlarına: Siz hangi yaranın merhemi, hangi mazlumun kalkanı oldunuz? Hangi kargaşayı bir çiçek bahçesine çevirdiniz? Tarihin sayfaları sizin sustuğunuz, sustuğunuz için suç ortağı olduğunuz katliamlarla doludur.
Gözlerimizi 1994 yılına, Ruanda’ya çevirelim. Bir tarafta medeniyetin (!) beşiği sayılan Fransa’nın kirli elleri, diğer tarafta belediye hoparlörlerinden yükselen o dehşet verici nida: “Bu siyah böcekleri öldürün!” Demir çubuklar kamyonlarla sokak aralarına dağıtılırken, 900 bin can toprağa düşerken o çok........
