Pusulasız Bırakılan Nesil
Pusulasız Bırakılan Nesil
Pusulasız Bırakılan Nesil
Toplumun geleceği üzerine konuşurken çoğu zaman sonuçlara odaklanıyoruz; oysa mesele, çok daha derinlerde başlıyor. Bir davranışın, bir taşkınlığın, bir savruluşun ardında çoğu zaman görünmeyen bir eksiklik vardır: anlam eksikliği.
Bugün bazı gençlerin şiddete yönelmesi, uyuşturucuya bulaşması, ailesine yabancılaşması ya da akranına zulmetmesi sadece bireysel bir “tercih” değildir. Bu, aynı zamanda bir boşluğun, bir yönsüzlüğün ve en önemlisi bir değer kaybının dışa vurumudur.
Çocuklardan Allah’ı, dini, Kur’an-ı Kerim’i ve peygamber sevgisini çekip aldığınızda, sadece bir inancı değil; aynı zamanda bir pusulayı da ellerinden almış olursunuz. Ve pusulası olmayan bir insan, er ya da geç savrulur.
Bugün “çağdaşlık” adı altında yapılan en büyük yanlışlardan biri, değerleri geçmişe ait bir yük gibi göstermektir. Oysa değerler yük değildir; insanı ayakta tutan omurgadır. İnanç ise bir zincir değil, aksine insanı kötülükten alıkoyan bir iç denetim mekanizmasıdır.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
İnsanın kalbinden Allah korkusunu çıkarırsanız, yerine hiçbir yasa gerçek anlamda yerleşemez.Vicdanı beslemezseniz, sadece kurallarla bir toplumu ayakta tutamazsınız.Ruhu ihmal ederseniz, sadece bedeni eğiterek insan yetiştiremezsiniz.
Bugün bazı gençler neden sınır tanımıyor?Neden “yapmamalıyım” duygusunu taşımıyor?Çünkü o “yapmamalıyım” duygusunu besleyen iç ses, yani inanç ve ahlak temeli zayıflatıldı.
Bir çocuğa sadece bilgi verirseniz, zeki olur.Ama değer vermezseniz, o zekâ yıkıcı da olabilir.
Bir çocuğa sadece özgürlük verirseniz, sınırları yok sayar.Ama sorumluluk öğretmezseniz, o özgürlük başkalarına zarar verir.
Bir çocuğa sadece başarıyı öğretirseniz, kazanmayı bilir.Ama merhameti öğretmezseniz, ezmeyi de öğrenir.
Bugün ortaya çıkan tabloyu sadece gençlere yüklemek büyük bir haksızlıktır. Çünkü mesele gençlik değil; onları yetiştiren anlayıştır.
Değerlerinden koparılan bir nesil, yönünü kaybeder.İnançtan uzaklaştırılan bir kalp, boşluğu yanlış şeylerle doldurur.Sevgisiz ve sınırsız büyütülen bir çocuk, büyüdüğünde başkalarına sınır tanımaz.
Asıl mesele şudur:Biz çocuklara ne verdik?
Sadece teknoloji mi?Sadece özgürlük mü?Sadece “kendin ol” mu?
Peki “kendini bil” dedik mi?“Bir Yaradan var” dedik mi?“Yaptığının hesabı var” duygusunu verdik mi?
Eğer bunları vermediysek, bugün karşımıza çıkan tabloya şaşırma lüksümüz yok.
Çünkü insan, sadece akılla değil; kalple, vicdanla ve inançla tamamlanır.
Ve şunu unutmamak gerekir:Bir toplumu ayakta tutan şey sadece yasalar değil, insanların içindeki görünmeyen sınırdır.
O sınır kaybolduğunda, geriye sadece kontrol edilemeyen bir özgürlük kalır.Ve kontrolsüz özgürlük, en tehlikeli esarettir.
