'Hizmet, Vefa ve Değerlerimizi Korumak'
'Hizmet, Vefa ve Değerlerimizi Korumak'
Ramazan ayının manevi iklimi, insanın kalbini yumuşatan, toplumun birlik ve kardeşliğini güçlendiren eşsiz bir zaman dilimidir. Bu mübarek günlerde yapılan her ziyaret, kurulan her gönül bağı ve edilen her dua, yalnızca bir buluşma değil; aynı zamanda millet olmanın, aynı sofrada buluşmanın ve aynı değerleri paylaşmanın güçlü bir sembolüdür. İşte böyle bir atmosferde, 3 Mart 2026 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Mardin’e gerçekleştirdiği çalışma ziyareti, yalnızca bir programdan ibaret kalmamış; aynı zamanda devlet ile milletin aynı sofrada buluştuğu anlamlı bir tablo ortaya koymuştur. Ramazan ayına denk gelen bu ziyaret kapsamında hemşehrilerimizle birlikte iftar sofralarında bir araya gelinmesi, devlet yönetiminin milletle olan bağının ne kadar güçlü olduğunun da somut bir göstergesi olmuştur.
Kadim medeniyetlerin beşiği olan Mardin, yalnızca taş yapılarıyla değil; asırlar boyunca yoğrulmuş kültürü, ahlakı ve toplumsal dokusuyla da Anadolu’nun en kıymetli şehirlerinden biridir. Bu kadim şehirde gerçekleştirilen toplantıda Mardin Valiliği tarafından sunulan kapsamlı brifingte ilimize yapilan hizmetleri ortaya koyan rakamsal veriler, son yıllarda şehre yapılan yatırımların ve hizmetlerin ülke ortalamasını yakaladığını açıkça göstermiştir. Bu tablo, yalnızca sayılardan ibaret değildi. Bu tablo, bir milletin geleceğine yapılan yatırımın, adaletli yönetimin ve kalkınma iradesinin sahaya nasıl yansıdığının en açık göstergesiydi.Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın brifing sırasında ortaya konan verileri dikkatle incelemesi, hiçbir detayı atlamadan tek tek değerlendirmesi ve diğer illerle karşılaştırarak çözüm önerilerini hızlı bir şekilde ortaya koyması ise gerçek anlamda bir devlet adamlığının göstergesiydi. Bu yaklaşım, yıllar boyunca kalkınma politikalarının merkezinde görev almış bir bakan ve bürokrat, aynı zamanda milletin ihtiyaçlarını yakından bilen bir liderin yardimcisi olmanın verdiği tecrübenin yansımasıydi. Zira devlet yönetmek yalnızca makam sahibi olmak değildir; meseleleri anlayabilmek, sorunlara hızlı ve adil çözümler üretebilmek ve milletin beklentilerini doğru okuyabilmektir.
Bu noktada AK Parti’nin yaklaşık çeyrek asırlık hizmet anlayışı buyuk bir parantez açmayı hak etmektedir. Çünkü Türkiye’nin son yirmi beş yılında hayata geçirilen birçok büyük yatırım, altyapı hamlesi ve sosyal politika; sn cumhurbaskan yrd nin ifade ettigi gibi zamanın ruhunu okuyabilen, risk alabilen ve geleceği öngörebilen kadrolar sayesinde mümkün olmuştur. Bu kadroların en önemli özelliği ise yalnızca bugünü değil, yarını da düşünebilmesidir. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın toplantılarda yaptığı konuşmaları dinlerken, bu hizmet anlayışının ne kadar güçlü bir temele dayandığını bir kez daha görmek mümkün oldu. Çünkü millete hizmet etmenin yalnızca bir siyasi görev değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk olduğu gerçeğini bu konuşmalarda açıkça herkes hissetti.Ziyaret kapsamında gazeteci Ahmet Hakan ile gerçekleştirilen canlı röportaj da gündemin önemli başlıklarına mardinden ışık tutmak ilimiz icin ayrica onemli bir calisma oldu. Özellikle Ortadoğu’da giderek artan gerilim, İran’a yönelik savaş açan israil ve amerikanın coğrafyadaki amaclari ve bu gelişmelerin Türkiye üzerindeki ekonomik ve siyasi etkileri üzerine sorulan sorular, bölgenin içinde bulunduğu hassas durumu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu noktada sn cumhurbaskan yrd nin verdigi cevaplar ise Türkiye’nin meseleleri ne kadar temkinli ve akılcı bir şekilde değerlendirdiğini ortaya koymuştur.
Türkiye’nin dış politikada izlediği dengeli yaklaşım, yalnızca stratejik bir tercih değil; aynı zamanda insani bir sorumluluğun da gereği oldugunu, savaşin yalnızca cephelerde yaşanan bir çatışma değil, Savaş; şehirleri, ekonomileri ve toplumların psikolojisini derinden sarsan büyük bir felaket oldugu acikca ifade edildi. Bu nedenle Türkiye’nin öncelikli hedefinin savaşın sona ermesi ve bölgede kalıcı bir barışın sağlanmasına yonelik açıklamalar, ülkemizin her zaman haklının yanında yer alan ve alacaginin duruşunu ilimiz mardinden dünyayla paylasilmasi ilimiz adina ayrı bir deger olmustur.
Yine sn cumhurbakan yrd nin bu süreçte güçlü liderliğinin önemini bir kez daha hatirlatti. Dünya adeta bir ateş çemberinden geçerken, ülkelerin ayakta kalabilmesi yalnızca ekonomik güçle değil; aynı zamanda güçlü bir irade ve sağlam bir liderlikle mümkün oldugunu ve Türkiye’nin son yıllarda karşı karşıya kaldığı sayısız sınamayı başarıyla aşabilmiş olması da bu liderlik anlayışının en somut sonucu oldugunu hakli bir sekilde ortaya koydu.
Mardin’den verilen bu mesajlarla birlikte en anlamlı mesajlardan biri ise mardinin yalnızca kalkınma ve yatırımlarla sınırlı kalmamış olmasıdır. Aynı zamanda bu kadim toprakların kültürünü, ahlakını ve toplumsal dokusunu korumanın da büyük bir sorumluluk olduğunu vurgulamak son derece kıymetliydi. Çünkü bir şehir yalnızca yollar, köprüler ve binalarla büyümez. Bir şehir; insanıyla, değerleriyle ve ahlakıyla ayakta durur.
Bugün Mardin’in taş sokaklarında yürürken hissedilen ruh, aslında yüzyılların birikimidir. Bu şehirde camilerin ezanı, kiliselerin çanı ve kadim medreselerin ilim geleneği aynı gökyüzü altında varlığını sürdürmüştür. Bu nedenle Mardin yalnızca bir şehir değil; aynı zamanda bir medeniyet mirası olduğunun ifade edilmesi degerli bir tespit oldu. Ne yazık ki son yıllarda bazı televizyon yapımları ve diziler, bu kadim mirası yalnızca bir dekor olarak kullanarak gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan senaryolarda işlemektedir. Özellikle Mardin’in tarihi dokusunu arka fon olarak kullanan bazı dizilerde işlenen çarpık ilişkiler ve ahlaki yozlaşmayı normalleştiren sahneler, bu şehrin gerçek kimliğiyle örtüşmemektedir.Mardin’in taşları yalnızca estetik değildir; aynı zamanda bir medeniyetin izlerini taşır. Bu şehirde yaşayan insanların hayatı, senaryolarda anlatılan çarpık ilişkiler değildir. Bir sehri tanıtmak, onun taş evlerini arka plan yapip her türlü sapkın ilişkiyi, ahlaki cozulmeyi ve yozlasnayi oraya yamamak degildir.kultur: Sadece mimari degildir.Kultur; inançtır,edep anlayışıdır,aile yapısıdır,komşuluk hukukudur,toplumsal sınırları ve sorumluluk bilincidir.Bu şehir; misafirperverliğin, aile bağlarının ve güçlü bir ahlaki yapının sembolüdür.Bu şehirde ihtilaf degil hikmet,çatışma degil denge,aşırılık degil itidal esastır.Ancak ekranlarda çizilen mardin portresi; entrikanin,ahlaki sinir tanimazligin ve yoz ilişkilerin merkeziymis gibi sunulmaktadır.Bu,sadece bir senaryo tercihi degil; bilinçli bir algı insasidir.Dolayısıyla bu tür yapımların Mardin’i yalnızca bir arka plan olarak kullanması, hem şehrin itibarına hem de toplumun değerlerine zarar verebilmektedir. Bu noktada başta RTÜK olmak üzere ilgili kurumların bu konuyu daha dikkatli değerlendirmesi gerektigine dikkat cekilmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü kültürel erozyon yalnızca silahla yapılan bir saldırı değildir.
Terör denildiğinde çoğu zaman akla yalnızca silahlı saldırılar gelir. Oysa toplumun değerlerini aşındıran, gençlerin zihinlerini zehirleyen ve ahlaki yapıyı zayıflatan algı operasyonları da bir başka terör biçimidir. Bu terörün ne dumanı vardır ne de barutu. Ancak etkisi bazen bir bombadan daha yıkıcı olabilir.Bu nedenle kadim şehirlerin kültürel mirasını korumak, yalnızca yerel yönetimlerin değil; aynı zamanda bütün toplumun ortak sorumluluğudur. Çünkü kültürünü kaybeden bir toplum, zamanla kimliğini de kaybetmeye başlar.
Mardin’in taş sokaklarında dolaşırken hissedilen o derin huzur, aslında bu değerlerin hâlâ canlı olduğunu göstermektedir. Bu şehirde insanlar yalnızca komşu değil; aynı zamanda birbirlerinin emaneti olarak görülür. İşte bu anlayış, Anadolu’nun asırlardır ayakta kalmasını sağlayan en güçlü bağdır.Ramazan ayının bereketli günlerinde gerçekleştirilen bu ziyaret de aslında tam olarak bu birlik ve beraberlik ruhunu yansıtmıştır. Aynı sofrada buluşan insanlar, aynı duaya “amin” derken yalnızca bir iftar yapmamış; aynı zamanda ortak bir geleceğe olan inançlarını da paylaşmıştır.
Bugün Türkiye’nin en büyük gücü de işte bu birlik ruhudur. Farklı düşüncelere, farklı kültürlere ve farklı görüşlere rağmen aynı bayrağın altında buluşabilmek; bu toprakların en büyük zenginliğidir.
Mardin’den verilen mesaj da tam olarak buydu: Hizmetle büyüyen bir şehir, değerleriyle ayakta kalır. Kalkınma ile güçlenen bir ülke, ahlakıyla geleceğe yürür.Allah bu millete birlik, dirlik ve istikamet nasip etsin. Bu kadim toprakları korumayı, geliştirmeyi ve gelecek nesillere onurla bırakmayı bizlere nasip etsin. Çünkü bu topraklar yalnızca bize ait değildir; aynı zamanda gelecek nesillerin de emanetidir.Ve unutulmamalıdır ki bir milletin gerçek gücü yalnızca ekonomisi veya ordusu değildir. O milletin gerçek gücü; inancı, ahlakı ve birbirine olan sadakatidir. Mardin’in taşlarına sinmiş olan ruh da işte tam olarak budur.
23. Dönem Mardin Milletvekili
