Elinde Bir Fidan Varsa…
Bazen insan yolda yürürken, bazen bir kahvehanede çay içerken, bazen de bir büyüğün iki kelamında öyle hakikatlere denk geliyor ki, durup yeniden düşünmek zorunda kalıyor…
Bugün sabah erken saatlerde Kahramanmaraş’ın meşhur paçasını içmeye gittik. Kahvehanenin önünde bir çay içtik. Maraş’ın eski büyükleriyle, tecrübeli insanlarıyla sohbet ettik. İnsan geçmişi dinledikçe, yapılan hizmetleri, edilen nasihatleri duydukça bir kez daha anlıyor ki; insan gider, dava kalır… Makam geçer, hizmet kalır…
Sohbet arasında önceki belediye başkanlarının kendilerinden sonrakilere yaptığı nasihatlerden bahsedildi. Birisi, “Ben yapamadım, sen yap” diyerek su meselesini çözmesini istemiş… Bir diğeri, belediyeyi faize bulaştırmama hassasiyetinden söz etmiş… Kimi doğru yapmış, kimi eksik bırakmış ama hepsinin ortak bir tarafı varmış: Memlekete fayda bırakma derdi…
Tam da bu sohbetlerin ortasında Peygamberimizin o büyük ölçüsü aklıma geldi:
“Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikin…”
Ne büyük bir anlayış…
Yani güç yettiğince iyilikten vazgeçme… “Nasıl olsa dünya bozuldu” deyip kenara çekilme…
Ölüm yaklaşsa bile yapacağın bir iyilik varsa yap…
Bir yetimin başını okşa…
Bir kelime biliyorsan öğret…
Bir öğrenciyi yetiştir…
Bir çocuğu uçurumdan........
