menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ramazan: Nefsin Susturulduğu, Kalbin Konuştuğu Ay

23 0
16.02.2026

İnsan hayatında bazı zaman dilimleri vardır ki, diğer vakitlerden ayrılır. Günler aynıdır belki ama mânâ değişir. İşte Ramazan ayı da böyledir. Sadece takvimde bir ay değildir; kalbin dirilişi, nefsin terbiyesi ve ruhun arınış mevsimidir. Yılda bir kez gelen, gelişiyle haneleri nurlandıran, gönülleri yumuşatan mübarek bir misafirdir Ramazan.

Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.” (Bakara, 183)

Bu ayet, orucun sadece aç kalmak olmadığını açıkça bildirir. Oruç, takvaya ulaşma yoludur. Takva ise kulun Rabbine karşı derin bir hassasiyet içinde olmasıdır. Ramazan, işte bu hassasiyetin talim edildiği bir mekteptir.

Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kutsî bir hadiste şöyle buyurur:

“Aziz ve Celîl olan Allah buyurmuştur ki: İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç Benim içindir, mükâfatını da Ben vereceğim.”

Bu ifade, orucun sır oluşuna işaret eder. Namaz görünür, zekât bilinir, sadaka fark edilir; fakat oruç kul ile Rabbi arasında gizli bir ibadettir. Açlık sadece mideyi değil, benliği de terbiye eder. İnsan susuz kaldığında, bir yudum suyun kıymetini; aç kaldığında, bir lokmanın değerini idrak eder. Böylece şükür kalpte kök salar.

Resûlullah (s.a.v.) orucun ahlâk boyutunu da şöyle haber verir:

“Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.”

Demek ki oruç, sadece mideden değil; dilden, gözden, kulaktan ve kalpten de tutulur. Oruçlu insanın sesi yükselmez, öfkesi kabarmaz. Ramazan ayında trafikte, sokakta, iş yerinde sabrın inceldiğini görmek, orucun ruhuna yakışmaz. “Oruç başıma vurdu” sözü, aslında orucun anlaşılmadığını gösterir. Çünkü oruç, başa değil; kalbe tesir eder.

Resûlullah Efendimiz bir başka hadislerinde gerçek kuvveti şöyle tarif eder:

“Gerçek pehlivan, güreşte rakibini yenen değil; öfkelendiği zaman nefsine hâkim olandır.” (Buhârî, Müslim)

Tasavvuf büyükleri nefsi en çetin düşman olarak görmüşlerdir. İmam Gazâlî hazretleri, nefsi terbiye etmeden kalbin saflaşmayacağını ifade eder. Nefis, bollukta kendini güçlü zanneder; açlıkta ise acziyetini hatırlar. Rivayet edilir ki nefse sorulmuş:........

© Maraş Gündem