Kars’ın Dini Farklılıkları ve Kültürel Çeşitliliği
Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer alan Kars, tarih boyunca birçok medeniyetin egemenliği altında kalmış önemli bir sınır şehridir. Coğrafi konumu nedeniyle Anadolu, Kafkasya ve Orta Asya arasında bir geçiş noktası olan Kars, farklı etnik ve dini toplulukların bir arada yaşadığı önemli bir kültürel merkez haline gelmiştir.
Kars, tarih boyunca Urartu, İskit, Pers Roma, Sasani, Emevi, Abbasi, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Rus gibi birçok devletin hâkimiyetine girmiştir. Binlerce yıl onca farklı kavmin hüküm sürdüğü Kars’ta her medeniyet bölgede kendi dini ve kültürel izlerini bırakmıştır. Bundan iki asır önce Kars’ta; Türkçe dışında Ermenice, Yunanca, Rusça, Ukraynaca, Lehçe, İbranice, Lintvanca, Süryanice, Kaldanice, Farsça, Gürcüce, Osetçe, Estoca, Lezgice ve Almanca gibi dillerin konuşulduğu bilinmektedir. Bu durum, şehrin dini yapısına ve kültürel mirasına önemli ölçüde yansımıştır.Özellikle Orta Çağ döneminde Kars ve çevresi, Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Ermeni Apostolik Kilisesi’nin etkisi altında bulunan bölgede çok sayıda kilise, manastır ve dini yapı inşa edilmiştir. Bunun yanı sıra Gürcü Ortodoks toplulukları da bölgede uzun yıllar varlık göstermiştir. Kars’ın tarihi yapıları incelendiğinde, Hristiyan mimarisinin önemli örneklerine rastlanmaktadır. Ani Antik Kenti’nde bulunan kiliseler ve katedraller bu durumun en önemli göstergeleridir.“Kars nüfus bakımından çeşitlilik göstermekte ve özellikle Rus işgali dönemlerinde Türklerin yanında Rusların yerleştirdiği; Ermeni, Malakan, Duhobor, Alman, Eston, Sırp, Ukrayna, Yahudi, Yezidi, Suryani, Rum vb. gibi dini ve etnik gruplar bulunuyordu. Bu durum sonucunda kültürel çeşitlilik arttırmıştı”.
[1]“Bu özelliğiyle de etkileyici bir kent durumundadır. Çok-kültürlülük........
