menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ordusu Olmayan Değil, Çağın Silahını Üretemeyen Devlet Zayıftır!

16 0
21.08.2026

Hani bazıları diyor ya:

“Düşman nerede? Bize kim saldıracak? Suriye mi saldıracak, Yunanistan mı?”

Bu soruyu soranlara önce şunu söylemek gerekir:

Devlet olmak, düşmanın kapıya dayanmasını beklemek değildir. Devlet olmak, düşman kapıya dayandığında ne yapacağını önceden bilmektir.

Çünkü devletler sadece iyi niyetle, diplomasiyle ve temennilerle ayakta kalmaz.

Güçlü devlet; güçlü orduya, güçlü ekonomiye, güçlü teknolojiye, güçlü istihbarata ve kendi savunma sanayiine sahip olan devlettir.

Bugün dünyada savaşların şekli değişmiştir.

Dün kılıç-kalkan vardı.

Savaş uçakları geldi.

Bugün ise savaş artık sadece cephede askerlerin karşı karşıya geldiği bir mücadele değildir.

Savaş; insansız hava araçları, seyir füzeleri, balistik füzeler, elektronik harp, radar sistemleri, uydu teknolojileri, siber güvenlik, yapay zekâ ve hava savunma sistemleri üzerinden yürütülüyor.

İşte devlet olmanın gerçek ölçüsü de burada başlıyor.

“Bize Kim Saldıracak?” Diye Bekleyemeyiz!

Ukrayna-Rusya savaşına bakın…

İsrail’in gerçekleştirdiği operasyonlara bakın…

Bir füzenin, bir insansız hava aracının veya bir savaş uçağının ne kadar kısa sürede binlerce kilometrelik mesafeyi aşabildiğini görüyoruz.

Sınırın ötesinde patlayan bir füze, birkaç dakika sonra Türkiye’nin sınırındaki bir şehri tehdit edebilir.

Bugün “Bize saldıracak kim var?” diye sormak, çağın savaş gerçeğini görmemektir.

Tehlike kapıya geldikten sonra tedbir almak devlet yönetmek değildir.

Asıl mesele, tehlike daha ortaya çıkmadan hazırlıklı olmaktır.

Türkiye Çok Bedel Ödedi

Türkiye terörle mücadelede yıllarca çok ağır bedeller ödedi.

Askerlerimiz, polislerimiz, jandarmamız, korucularımız ve vatandaşlarımız şehit oldu.

Terör örgütlerinin arkasındaki uluslararası destekleri, silah ve mühimmat kaynaklarını hepimiz gördük.

Bugün gelinen noktada ise Türkiye'nin terörle mücadelesinde İHA ve SİHA teknolojilerinin sahadaki etkinliği, güvenlik anlayışında önemli bir değişim meydana getirdi.

Eskiden teröristin peşinden dağlarda aylarca yürüyen güvenlik güçlerimiz vardı.

Bugün ise teknoloji sayesinde terörist daha harekete geçmeden tespit edilebiliyor.

İşte teknoloji budur.

İşte savunma sanayiinin anlamı budur.

İHA ve SİHA Türkiye'nin Elini Güçlendirdi

Türkiye'nin insansız hava araçları alanında yaptığı atılım sadece bir silah üretme başarısı değildir.

Bu, aynı zamanda mühendislik, yazılım, elektronik, haberleşme, optik, radar, motor ve yapay zekâ alanlarında bir ekosistem oluşturma başarısıdır.

Bayraktar TB3 geliştiriyor.

Kızılelma gibi insansız savaş uçağı projeleri yürütüyor.

HÜRJET'i geliştiriyor.

GÖKBEY helikopterini geliştiriyor.

Hava savunma ve füze sistemleri geliştiriyor.

Elektronik harp ve radar sistemleri üretiyor.

Deniz platformları ve milli savaş gemileri geliştiriyor.

Ve bütün bunların önemli bir bölümünü artık ihraç ediyor.

Bu tabloyu küçümsemek, Türkiye'nin son 20 yılda geçirdiği teknolojik dönüşümü görmemektir.

Savunma Sanayii Başkanlığı'nın verilerine göre Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatı 2002'de 248 milyon dolar seviyesindeyken 2025'te 10,054 milyar........

© Maraş Gündem