menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ASIL AKRAN ZORBALIĞI MECLİSTEDİR

6 0
26.01.2026

Bu ülkede yirmi üç yıldır çeşitli türde çekilen acılar ve eziyetler söz konusudur. Bu ülkenin insanı yıllardır acı ve geçim sıkıntısı çekmektedir. Mesleklerimizi sağlıklı ve doğru şekilde yapmamız doğrudan engellenmektedir. Zira karşımızda sürekli olarak görev yapmayan, görev yapmamakta direnen, şikayet edildiklerinde iftiralar atan, bulundukları makam ve mevkileri kullanan, sürekli olarak suç işleyen, yalancı tanık bulan, dinleyen, bıraksanız ülkeyi satacak karakterde çok sayıda kişi vardır. Adliyelerde hakim ve savcılar tarafından duruşmalar yapılmak dahi istenmemektedir. Bu sebeple zorla mazeret dilekçeleri toplanmakta, duruşma günleri istediğimiz zamanlara değil özellikle başka duruşmalarımızın olduğu tarihlere verilmekte, uyardığımızda aldırış edilmemekte, gün değişikliği taleplerimiz kasten dikkate alınmamakta ve davalar kasten, kötü niyetli şekilde uzatılmaktadır. Bir avukat olarak her daim bu kişilerin karşısında durdum ve durmaktayım. Ancak bu durum artık çekilmez hal almıştır. Hayatlarımızdan çalınmaktadır.
Ülkemiz yıllardır çok fazla yara almaktadır. Hatta bizleri yaralayanlar tüm bunlar yetmezmiş gibi acılarımızın üzerinde yıllardır tepinmektedir. Bizim yaralarımızı kimseler sarmamaktadır.
Şahsım adına konuşmam gerektiğinde ve dönüp baktığımda güvenip oy verebileceğim bir tek isim ve bir tek parti dahi yoktur. Siyaseti yalan bilen kesimler herkesi ve tüm ülkeyi harcamayı ve yalnızca kendi kişisel menfaatlerini kollamayı planlamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti yirmi üç yıldır çok zor günler yaşamaktadır. Bu ülkede on beş yaşındaki çocukların liselere giriş sınavında çalkantılar yaşanmış ve sınava şaibeler karışmıştır. Hakimlik ve savcılık yazılı sınav soruları ise yıllar boyu dağıtılmıştır. Hatta mülakatlar her defasında liste yöntemiyle yapılmıştır. Ne kadar başarısız varsa hepsi hakimlik ve savcılığa alınmıştır. İstenen kişiler kazanamadığı için bir dönem yetmiş barajı dahi kaldırılmıştır.
Bu ülkede yıllar boyu öksüzün, yetimin ve diğer çocukların, hatta hepimizin hakkına girilmiştir.
Bu ülkede binlerce kadın cinayeti olmuş ve halen de devam etmektedir. Kafası koparılan kadın vücutlarıyla yüzlerine ve vücutlarına kezzap atılan kadınlar görülmektedir.
Bu ülkede annesi öldürülen çok sayıda çocuk vardır. Bu çocuklar öksüz kalmıştır. Hatta annesi, babası tarafından öldürülen binlerce masum bebek ve çocuk vardır. Bu çocukların suçu nedir? Artık bir şeyler raydan çıkmıştır. Başta önlem alınmadığı gibi geride kalanların ve yaralıların zararları da giderilmemekte ve cezasızlık hat safhada olmaktadır. Bu kadınların hiçbirisi gerektiği gibi korunmamaktadır. Kadınlarımız lehine bir elektronik kelepçe dahi çok görülmektedir. Kadınlarımızın ellerine bir kağıt parçası verilip buna da bir aylık uzaklaştırma denilmekte ve hepsi adliyelerden gönderilerek kendi başlarının çaresine bakmaya terk edilmektedir.
Çocuklar suça sürüklenen çocuk sıfatıyla adliyelere gidince "Şimdi söveyim mi lan sana?" diyen yaşı genç kadın 'çocuk savcısı' görülmektedir. “Şimdi söveyim mi lan sana?” ne demektir? Bu çocuklar birer dışlanmış çocuktur. Çoğu da kimsesizdir. Savcılar çocuklara bu muameleyi yapmaktadır. Şimdi de onlara sahip çıkar gibi yaklaşan çeteler, çocuklara teker teker el koymakta ve çocukları suçta kullanmaktadır. Bu ülkede Türk evladı Türk evladını vurmakta, yaralamakta, hatta öldürmektedir. Türk çocukları genç yaşta, çocuk yaşta kara topraklara girmektedir, öldürülmektedir, hatta katledilmektedir. Çocuğu ölen annelerse sokaklarda eylem yapmaya mecbur........

© Manisa Meydan Gazetesi