YAŞLILIK
Sık sık kullandığım bir benzetme vardır.
İnsan vücudu bir televizyona benzer. Hayatın bütün renklerini; iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini, doğruyu ve yanlışı onun ekranında görmek mümkündür. Ancak televizyonun çalışabilmesi için elektriğe ihtiyaç vardır. Elektrik olmazsa en yeni televizyon bile işe yaramaz. İnsan da böyledir. Televizyonda elektriğin yerini insanda ruh alır. Televizyonunuz eskiyebilir, ekranı solabilir, sesi cızırtılı çıkabilir, bazı düğmeleri çalışmayabilir. Ama prize gelen elektrik hiç değişmez; yıllar geçse de yine aynı güçtedir. İnsan ruhu da aynıdır. Bebeklikten çocukluğa, gençlikten orta yaşa, oradan yaşlılığa kadar beden sürekli değişir ama ruh çoğu zaman aynı heyecanı taşımaya devam eder. İçiniz hâlâ koşmak ister, gezmek ister, üretmek ister, sevmek ister. Ruhunuz hâlâ yirmili yaşlardaki kadar canlıdır. Fakat bir gün gelir ki beden, ruhun hızına yetişemez. İşte yaşlılık o gün başlar. Yürümek istersiniz ama dizleriniz izin vermez. Uzakları........
