POLİSLERİMİZ
Çoğumuz evlerimizde huzurla otururken, uyurken Birileri uyanık ve ayakta kalır. Tek düşüncesi devletin memuru olarak Devletin vatandaşının huzurudur.
Kimi zaman bir kavganın ortasında,
Kimi zaman bir kazanın başında,
Kimi zaman da hiç tanımadığı bir insanın Yardımına koşarken görürüz onları… Polisler. Polislik, dışarıdan bakıldığında Sadece bir meslek gibi görünebilir. Oysa gerçekte bu, mesai saatleriyle Sınırlı olmayan büyük bir sorumluluktur. Üniforma giyildiği an, sadece bir görev değil, Bir yük de omuzlanır. Çünkü karşılarında her gün farklı bir hikâye, Farklı bir insan, farklı bir sorun vardır. Toplum olarak çoğu zaman eleştirmeyi severiz. Yapılan hatalar gözümüze çabuk çarpar. Ancak çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir gerçek vardır: Polis de insandır. Onun da bir ailesi, bir hayatı, korkuları ve yorgunlukları vardır. Ama buna rağmen, görev başında bunların hiçbirini öne çıkarmaz. Çünkü bilir ki, karşısındaki vatandaşın güvenliği her şeyden önce gelir. Bir olay yerine ilk ulaşan, çoğu zaman ilk müdahaleyi yapan ve en zor anlarda soğukkanlı kalması beklenen kişi polistir. Bu kolay değildir. Her gün farklı bir stres, farklı bir risk demektir. Bazen bir hayat kurtarır, bazen bir suçun önüne geçer, Bazen de sadece varlığıyla bir huzur sağlar. Elbette ki her meslekte olduğu gibi polislikte de eksikler, hatalar olabilir. Ancak genelleme yapmak, tüm emekleri görmezden gelmek haksızlık olur. Çünkü çoğunluk, sessizce görevini yapan, alkış beklemeden çalışan insanlardan oluşur. Unutmamak gerekir ki, bir toplumun huzuru sadece yasalarla değil, o yasaları uygulayan insanların vicdanı ve gayretiyle sağlanır. Polis, bu düzenin en görünür yüzlerinden biridir. Belki de en doğrusu şudur: Eleştirelim ama anlayarak… Değerlendirelim ama hakkını vererek… Çünkü gecenin bir yarısı kapımızı çalan korkuysa, o korkuyu bizden uzaklaştıran çoğu zaman bir polis olur.
