PERHİZ
Gençliğimde hangi kiloda isem Simdi de aynı kilodayım.
Eti zorunlu terkedisle, Vegan bir beslenme ve Sigara alkol gibi kötü alışkanlıkları, 20 sene önce bir kenara bırakarak, Yasam yolculuğuna devam ediyorum.
Ne yalan söyleyeyim Tütenden ötürü ciğerlerim, İçkiden dolayı cebim rahatladı.
Et’e gelince aslı ot. Çayır çimen geze geze otlanıyoruz, Et olsun! diye
Geçen gün yürürken Ankara da vekil olan Bir dostumla karşılaştım. Beni görünce hasret ve özlemle sarıldı!
-Kaptanım! Maşallah zayıflamış, fit olmuşsun! -Yok yok hep aynı kilodayım. Sen uzun süredir görmüyorsun ya, ondandır. -Ama sen, Ankara’nın havasından mı Suyundan mı epey kilo almışsın?
-Sorma her aksam is yemekleri. İs görüşmeleri! Senin anlayacağın memleket meseleleri! Yemeyeyim, İçmeyeyim diyorum ama nafile! Kaçırıyoruz.
Perhize gireceğim kaptanım!
-Vallahi iyi olur! Milletin kuru ekmek yemekten Ne ağzı kaldı ne burnu. Et’i kurbandan, kurbana görüyor. Ot yiyor Saman çıkarıyor! Sözün kısası Milletin gözü üzerinizde. Ne yiyor ne içiyorsanız? yakın takiptesiniz!
-Haklısın kaptan! Vatandasın halini gördükçe Allah’ıma bin şükrediyorum!
Biliyorsun Devletin varlığı ve bağımsızlığını, Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, Milletin Kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; Hukukun üstünlüğüne, Demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma;
Toplumun huzur ve refahı, Millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde Herkesin insan haklarından ve temel Hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakattan ayrılmayacağıma;
Büyük Türk milleti önünde namusum ve Serefim üzerine and içerim.” Diyerek söz verdik.
Ama Dünya nimetlerinden kendimi men edip Perhiz yapamıyorum!
-O zaman Ne diyeyim sana?
“Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini. Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini.
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”
BİTİP TÜKENMEZ NEFSİNİZ VARKEN PERHİZ NEYİNİZE!
