menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SAVAŞ

25 0
11.03.2026

Ne dualarla ölümler durur, ne de beddualarla savaşlar durdurulur. 

Ne dualar ölümleri durdurur ne de beddualar katilleri cezalandırır. Savaşları halkların örgütlü mücadelesi   durdur. Kapitalistler savaşlara   her ne kadar “inanç, barış, özgürlük…” temaları yükleselerde, asıl hedefleri savaş ekonomisinin    güçlendirilmesi ve jeopolitik çıkarları içindir.  Bugün Orta Doğu’da yaşananlar da bunun açık  örneğidir.

Başta   Amerika Birleşik Devletleri ve bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan İsrail, Orta Doğu’yu yalnızca güvenlik politikalarıyla değil; enerji kaynakları, askeri üstünlük ve küresel güç dengeleri üzerinden şekillendirmeye çalışmaktadır. ABD, bu savaşı,  “demokrasi”, “özgürlük” ya da “terörle mücadele” gibi kavramlarla meşrulaştırılmaya çalışılsa da sonuç değişmemektedir. Yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar ve milyonlarca insanın hayatını altüst ediyor.

Son yirmi yılın tablosu ortadadır. Irak işgal edildi, devlet yapısı çöktü. Suriye yıllardır süren bir iç savaşın içinde kaldı. Libya parçalanmış bir ülkeye dönüştü. Yemen dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşamaktadır. Bugün bölgedeki gerilimler giderek İran çevresinde yoğunlaşmaktadır.

Bu tablo bize basit ama önemli bir gerçeği hatırlatır: Emperyalist müdahaleler hiçbir ülke halklarına özgürlük getirmemiştir.

Arap Baharı ve Kaçırılan Tarihsel Fırsat

2010’da başlayan Arap Baharı başlangıçta halkların özgürlük ve adalet taleplerinin yükselişiydi. Gençler, işçiler, kadınlar ve yoksullar daha adil bir yaşam talebiyle........

© Manisa Meydan Gazetesi