menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sanayimiz Yol Ayrımında

59 0
17.07.2026

Sanayimiz Yol Ayrımında

Türkiye, son 40 yılda otomotivden beyaz eşyaya, makineden savunma sanayine kadar birçok alanda önemli bir üretim üssü hâline geldi. Ancak bugün sanayiciler geçmişte karşılaşmadıkları kadar karmaşık sorunlarla mücadele ediyor. Bir tarafta artan maliyetler, diğer tarafta finansmana erişim güçlüğü, kur tartışmaları ve küresel rekabet. Buna bir de teknoloji yarışının hızlanması ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi eklenince, sanayimizin önünde geçmiş dönemlerden farklı bir rekabet ortamı oluşmuş durumda.

Bugün sanayinin en büyük ihtiyacı, yalnızca daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha rekabetçi ve daha yüksek katma değerli üretim yapabilmektir.

Üretim Devam Ediyor, Ancak Kârlılık Aynı Hızda Artmıyor

TÜİK verilerine göre 2026 yılı Mayıs ayında sanayi üretim endeksi aylık olarak yüzde 2,9 azalırken yıllıkta değişim göstermedi. İmalat sanayi üretim endeksi aylık olarak yüzde 3,3 azalırken yıllıkta yalnızca yüzde 0,3 artış sergiledi. Bu veriler, sanayi üretiminde ivme kaybına işaret ederken, üretimin sürdürülebilirliği konusunda dikkatle izlenmesi gereken bir döneme girildiğini gösteriyor.

Bu genel duruma ek olarak artan maliyetler ve daralan kâr marjları nedeniyle birçok firma daha fazla üretmesine rağmen daha düşük kârlılıkla faaliyet gösterebiliyor. Bu gelişme, özellikle ihracat odaklı sektörlerde yatırım iştahını azaltıyor.

Maliyet Baskısı Sanayinin Rekabet Gücünü Azaltıyor

Enerji fiyatları, hammadde maliyetleri, işçilik giderleri ve lojistik harcamaları son yıllarda üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırdı.

TÜİK'in Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi verilerine göre üretici fiyatlarındaki artış, sanayicinin maliyet baskısının yüksek düzeylerde olduğunu gösteriyor.

Özellikle KOBİ'ler için artan maliyetler, fiyat rekabetini zorlaştırırken yatırım planlarının ertelenmesine neden olabiliyor.

Bu alanda öne çıkan politika önerileri arasında enerji verimliliği yatırımlarının teşvik edilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının desteklenmesi, yerli ara malı üretiminin geliştirilmesi ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi yer alıyor.

Kur Politikası ve İhracat Rekabeti

Sanayicilerin en fazla gündeme getirdiği konulardan biri döviz kuru ile enflasyon arasındaki ilişkidir.

İhracat yapan firmalar gelirlerini büyük ölçüde döviz üzerinden elde ederken, ücret, enerji ve birçok üretim girdisi Türk lirası cinsinden artıyor. Enflasyonun döviz kurundan daha hızlı yükseldiği dönemlerde ihracatçıların fiyat rekabeti zayıflayabiliyor.

Diğer taraftan üretimde ithal girdilerin payı yüksek olduğu için kurdaki ani yükselişler de maliyetleri artırıyor.

Sanayici açısından sorun döviz kurunun belirli bir düzeyde olması değil, kur ile enflasyon arasındaki ilişkinin öngörülebilirliğini kaybetmesidir. Çünkü yatırım kararları bugünün kuruna göre değil, önümüzdeki dönemlere ilişkin beklentilere göre alınır.

Bu konudaki en kalıcı çözüm enflasyonun düşük tek haneli düzeylere indirilmesidir. Bunun için mevcut para politikası özellikle harcamaların kısılacağı maliye politikası önlemleriyle desteklenmelidir. Enflasyon düşürüldükten sonra faizler de kademeli olarak indirilmeli, döviz kurunun belirli bir seviyede tutulmasına dayalı yaklaşım yerine fiyat istikrarını esas alan bir çerçeve benimsenmeli; ihracatçıların kur riskini yönetebileceği finansal araçlara erişimini kolaylaştıracak adımlar atılmalıdır.

Bu alandaki önemli bir adım da yerli ara malı üretiminin artırılarak ithal girdi bağımlılığının azaltılması olacaktır.

Yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan güçlükler, özellikle yatırım yapmak isteyen sanayiciler açısından önemli bir sorun oluşturuyor.

Yeni üretim tesisleri, makine yatırımları ve dijital dönüşüm projeleri yüksek sermaye gerektirirken, finansman maliyetlerinin artması yatırım kararlarını geciktirebiliyor.

Üretim yatırımlarına yönelik uzun vadeli ve uygun maliyetli kredi programlarının geliştirilmesi, KOBİ'lerin yatırım finansmanına erişimini kolaylaştıracak yeni garanti mekanizmalarının oluşturulması, ihracat odaklı yatırımlara yönelik finansman desteklerinin artırılması bu alanda atılması gereken adımlardır.

Tekstil Sektörü Tarihinin En Kritik Dönemlerinden Birini Yaşıyor

Yaklaşık bir milyon kişiye istihdam sağlayan ve ihracatımızın yüzde 7 – 8’ini oluşturan tekstil ve hazır giyim sektörü, hem yurt içinde artan maliyetler hem de uluslararası pazarlarda yoğunlaşan rekabet nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor.

Artan işçilik maliyetleri, enerji fiyatları, finansman giderleri ve küresel talepte yaşanan yavaşlama sektör üzerinde önemli baskı oluşturuyor.

Mısır, Bangladeş, Vietnam ve Pakistan gibi ülkelerin daha düşük üretim maliyetleriyle uluslararası pazarlarda avantaj sağlaması, Türk üreticilerinin fiyat rekabetini zorlaştırıyor.

Birçok firma kapasite küçültmeye giderken, bazı işletmeler üretimlerinin bir bölümünü yurt dışına taşımayı tercih ediyor.

Tekstil sektöründe markalaşma ve tasarım odaklı üretimin desteklenmesi, teknik tekstiller ve yüksek katma değerli ürün gruplarına geçişin teşvik edilmesi, yeşil dönüşüm yatırımları için özel finansman paketleri oluşturulması bu alanda atılması gereken adımların önde........

© mahfiegilmez.com