menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Merkez Bankası'nın Zararı Nasıl okunmalı?

22 0
13.04.2026

Merkez Bankası'nın Zararı Nasıl okunmalı?

Merkez Bankası’nın 2,6 trilyon liraya yaklaşmış olan üç yıllık birikimli zararı, dalgalanmaların olumsuz etkilerinin yanı sıra yanlış ekonomi politikalarının da bir faturası olarak okunmalı.

Türkiye’de ekonomi tartışmaları çoğu zaman rakamların ötesinde, güven ve tercih meselesine dönüşüyor. Son dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıkladığı zarar da bu açıdan yalnızca bir bilanço kalemini değil; aynı zamanda izlenen politikaların yansımasını gösteren bir ayna niteliğinde.

Her ne kadar anonim şirket statüsünde olsa da Merkez Bankası’nın zarar etmesi, bir şirketin zarar etmesiyle aynı şey değildir. Merkez bankaları kâr maksimizasyonu amacıyla değil, fiyat istikrarı ve finansal istikrar için çalışır. Bu nedenle bazı dönemlerde zarar etmeleri doğaldır. Ne var ki Türkiye’deki durum, doğallığın ötesine geçen bir öykü anlatıyor.

Bu öykünün en kritik başlıklarından biri geçmiş dönemde uygulanan negatif reel faiz politikasıydı. Faizlerin enflasyonun altında tutulduğu bu süreçte Türk Lirası hızla değer kaybetti. Bu da Merkez Bankası’nı hem döviz satmaya hem de çeşitli müdahalelerle piyasayı dengelemeye zorladı. Faizlerin düşürülmesiyle birlikte dövize yönelim artınca kurda hızlı bir yükseliş ortaya çıktı. Bu kez ortaya kur korumalı mevduat (KKM) hesapları çıktı. Kur artışının maliyetini üstlenen bu sistem, dövizdeki her yükselişte kamu kesimine ve Merkez Bankası’na ek yük bindirdi. Kur yükseldikçe yapılan ödemeler arttı, bu da zarar olarak yazıldı. KKM, kısa vadede dövize yönelimi frenlemiş olabilir; fakat uzun vadede ciddi bir maliyet ürettiği gerçeği açık biçimde ortaya çıktı.

Daha teknik ama en az diğerleri kadar önemli bir konu ise faiz giderleri. Son dönemde sıkılaştırma politikaları çerçevesinde Merkez Bankası piyasadan yüksek faizle Türk Lirası çekiyor. Ancak elindeki varlıkların getirisi aynı hızla artmadığı için ciddi bir faiz farkı zararı oluşuyor.

Buna döviz rezervlerini artırmak için yapılan işlemlerin maliyetini de eklemek gerekiyor. Swaplar, dış kaynaklı işlemler ve diğer finansal araçlar kısa vadede rezerv görünümünü iyileştirirken, uzun vadede bilançoya ek yük bindirebiliyor.

Tüm bunların üzerinde ise enflasyon gerçeği var. Yüksek enflasyon, yalnızca vatandaşın alım gücünü değil, kurumların bilançosunu da aşındırıyor. Türk lirasının değer kaybı, döviz yükümlülüklerini büyütüyor ve Merkez Bankası’nın mali yapısını daha kırılgan hale getiriyor.

Bu zarar ne anlama geliyor? Merkez Bankası para basma yetkisine sahip olduğu için batması gibi bir durum söz konusu olmaz. Ama bunun bedeli çoğu zaman enflasyonun yükselmesi olur. Zararın dolaysız etkisi böyle görülür. Zararın dolaylı etkileri de söz konusu: Merkez Bankası’ndan aktarılabilecek kâr olmadığı için Hazine, bütçe finansmanını ek maliyetlere katlanarak karşılamak zorunda kalır.

Merkez Bankası’nın zararı piyasa dalgalanmalarıyla birlikte politik tercihlerin de sonucudur. KKM’den faiz politikasına, kur müdahalelerinden rezerv yönetimine kadar uzanan bir zincirin halkaları Merkez Bankası bilançosuna yansımış bulunuyor.

Unutmamak gerekir: Kısa vadeli mucize çözümler uzun vadede daha ağır faturalar olarak geri döner.

Bu blogdaki popüler yayınlar

İkinci Varlık Vergisi Faciasına Doğru

ABD - İran Savaşının Türkiye Ekonomisine Etkileri

II. Abdülhamid ve Osmanlı Maliyesinin İflası

Yeni içerikleri e-postayla alın:

2026 49 Nisan 5 Mart 18 Şubat 13 Ocak 13

2025 124 Aralık 14 Kasım 7 Ekim 11 Eylül 10 Ağustos 6 Temmuz 9 Haziran 10 Mayıs 14 Nisan 12 Mart 7 Şubat 11 Ocak 13

2024 91 Aralık 10 Kasım 9 Ekim 5 Eylül 7 Ağustos 8 Temmuz 5 Haziran 8 Mayıs 7 Nisan 8 Mart 9 Şubat 8 Ocak 7

2023 96 Aralık 8 Kasım 7 Ekim 8 Eylül 7 Ağustos 4 Temmuz 9 Haziran 7 Mayıs 8 Nisan 11 Mart 10 Şubat 6 Ocak 11

2022 118 Aralık 8 Kasım 7 Ekim 9 Eylül 11 Ağustos 10 Temmuz 8 Haziran 17 Mayıs 10 Nisan 11 Mart 14 Şubat 7 Ocak 6

2021 100 Aralık 6 Kasım 12 Ekim 9 Eylül 8 Ağustos 9 Temmuz 5 Haziran 6 Mayıs 7 Nisan 9 Mart 10 Şubat 9 Ocak 10

2020 110 Aralık 8 Kasım 8 Ekim 9 Eylül 10 Ağustos 7 Temmuz 11 Haziran 11 Mayıs 7 Nisan 13 Mart 10 Şubat 8 Ocak 8

2019 111 Aralık 8 Kasım 9 Ekim 8 Eylül 12 Ağustos 5 Temmuz 8 Haziran 10 Mayıs 9 Nisan 11 Mart 10 Şubat 8 Ocak 13

2018 122 Aralık 7 Kasım 9 Ekim 7 Eylül 9 Ağustos 13 Temmuz 10 Haziran 12 Mayıs 12 Nisan 10 Mart 10 Şubat 10 Ocak 13

2017 161 Aralık 14 Kasım 10 Ekim 14 Eylül 17 Ağustos 13 Temmuz 12 Haziran 18 Mayıs 12 Nisan 13 Mart 13 Şubat 11 Ocak 14

2016 142 Aralık 11 Kasım 14 Ekim 17 Eylül 8 Ağustos 15 Temmuz 11 Haziran 12 Mayıs 9 Nisan 11 Mart 13 Şubat 8 Ocak 13

2015 169 Aralık 21 Kasım 15 Ekim 12 Eylül 12 Ağustos 18 Temmuz 10 Haziran 16 Mayıs 12 Nisan 11 Mart 14 Şubat 10 Ocak 18

2014 149 Aralık 14 Kasım 13 Ekim 13 Eylül 15 Ağustos 13 Temmuz 9 Haziran 12 Mayıs 13 Nisan 13 Mart 12 Şubat 11 Ocak 11

2013 121 Aralık 13 Kasım 8 Ekim 8 Eylül 9 Ağustos 11 Temmuz 9 Haziran 8 Mayıs 12 Nisan 10 Mart 11 Şubat 9 Ocak 13

2012 171 Aralık 14 Kasım 16 Ekim 13 Eylül 12 Ağustos 13 Temmuz 10 Haziran 12 Mayıs 15 Nisan 17 Mart 18 Şubat 15 Ocak 16

dış ticaret ve turizm

dünya ekonomisi ve türkiye

dünyanın ekonomik görünümü

ekonomi değerlendirme

gerçekler ve teoriler

güncel ekonomik sorunlar

Şangay İşbirliği Örgütü

Türkiye'nin dünyadaki sırası

Türkiye'nin dünyadaki yeri

Ülke karşılaştırmaları

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı


© mahfiegilmez.com