Mesuliyet ile Meşguliyet
Klasik siyaset ve yönetim düşüncemizin önemli isimlerinden Nizâmülmülk’ün devlet idaresi tecrübesinden süzülerek gelen meşhur özdeyişi bir hakikati veciz biçimde ifade eder: “Bir adama iki iş, iki adam bir iş verilmez.” Bu söz yüzeyde bir idari düzenleme ilkesi gibi görünse de, aslında insanın dikkatinin, rikkatinin, zihninin ve iradesinin bölünmezliği üzerine kurulmuş kavrayışı ifade eder. İnsan, bir görevi hakkıyla yerine getirebilmek için zihnini ve zamanını o görevin gereklerine tahsis etmek zorundadır. İşlerin çoğalması çoğu zaman kuvvet üretmez; aksine dağılma, yüzeyselleşme ve nihayetinde sorumluluk erozyonu doğurur.
Bu ilkenin en belirgin şekilde tezahür ettiği mesleklerin başında eğitimle ve bilgi üretimiyle ilgili meslekler gelir. Öğretmenler ve akademisyenler, yalnızca teknik bilgi aktaran ya da belirli görevleri yerine getiren memurlar değildir. Onlar toplumun zihinsel ufkunu şekillendiren, düşünce dünyasını besleyen ve gelecek kuşakların kültürel istikametini tayin eden kişilerdir. Bir öğretmen, öğrencinin zihinsel gelişimini ve karakter oluşumunu yönlendiren kişidir. Bir akademisyen ise hakikatin izini süren ve düşünce dünyasının derinleşmesine katkıda bulunan bir bilim insanıdır. Dolayısıyla hem öğretmenlik hem de akademisyenlik yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda bir medeniyet faaliyetidir.
Bu........
