Eğitimde Değişim Rüzgârı (1)
‘’Büyük dedem, Nihad Sami Banarlı’nın Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı kitabını okumuş. Dedem, Nihad Sami Banarlı’nın Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı kitabını okumuş. Babam, Nihad Sami Banarlı’nın Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı kitabını okumuş. Ben, Nihad Sami Banarlı’nın Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı kitabını okudum. Böyle giderse muhtemelen benim çocuklarım ve torunlarım da Nihad Sami Banarlı’nın Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı kitabını okuyacak…”
Gerçi büyüklerimizin söz konusu kitabı okudukları falan yoktu ama bu sözlerle seksenli yılların ortalarında (fakülte yıllarında) “eğitimimizdeki değişimsizliğe” ince bir eleştiri getiriyorduk kendimizce.
Yıllar geçti. Okul bitti. Girdiğim Eğitim Kurumlarına Öğretmen Seçme Sınavında başarılı oldum ve Türk Dili ve Edebiyatı alanında stajyer öğretmen olarak atandım. Resmî Gazete, Tebliğler Dergisi, kanun, genelge, yönetmelik, yönerge, müfredat, öğretmenler kurulu, zümre, zümre tutanağı, ders kitaplarının seçimi, yıllık plan, aylık plan, haftalık plan, günlük plan… derken o günden sonra eğitimimizi ve eğitimimizdeki değişimi daha yakından görmeye başladım.
Öğretmenliğimin ilk birkaç senesinde ben de Nihad Sami Banarlı’nın Metinlerle Türk ve Batı Edebiyatı kitabını okuttum. Lise öğrenimi gören ve yaşı ellinin üzerinde olanların çoğu büyük bir ihtimalle bu kitabı okumuştur.
Sonraki yıllarda ders kitaplarıyla ilgili değişim süreci başladı ve ben, eğitimdeki değişim rüzgârının hızını önce ders kitaplarının değişiminde hissettim. Ama ne değişim! Tutabilene aşk olsun. Yeni içerikler, şekil, şemail, dil,........
