Bayram, Vefadır
“Hoş geldin ey şehr-i Ramazan!” nağmeleriyle karşıladığımız Ramazan ayını “oruçla, sahurla, iftarla, teravihle, zekâtla, sadakayla, iyilikle, zikirle, fikirle, tefekkürle, muhtelif ibadetle…” huşu içinde ağırlayıp “Elveda ey şehr-i Ramazan!” nağmeleriyle uğurladık. Karşılama sevinçli ve heyecanlı, ağırlama vakur ve hürmetkâr. Uğurlamada hüznün rayihası var.
Ömrü olan, bir Ramazan ayı daha gördü. Ömrü olana bir Ramazan Bayramı daha geldi. Ömrü olanlar, nice Ramazan ayı ve Ramazan Bayramı görecekler. Takdir Allah’ın. Velhasılkelam, bayram geldiyse bizim diyeceğimiz şudur: “Hoş geldi, safalar getirdi.” ve “Bayramı bayram bilenlerin Ramazan Bayramı mübarek olsun!”
Bayram kelimesinin köküne, kökenine kafa yormadan; Türkçeden mi Farsçaya, Farsçadan mı Türkçeye yoksa Arapçadan mı Türkçeye geçtiğine bakmadan, hicretin ikinci yılından beri kutlanan; 19 Mart 1981 tarih ve 17284 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’a göre adı “Ramazan Bayramı” olan bu bayramın Ramazan Bayramı mı, Şükür Bayramı mı, Şeker Bayramı mı yoksa Fıtır Bayramı mı olduğunu kurcalamadan birkaç satır bayram yazısı okumaya var mısınız?
TDK Türkçe Sözlük’te bayram kelimesine “Millî ve dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler”, “şenlik”; mecaz olarak “tam veya yoğun bir mutluluk duygusu” anlamları verilmiş. Şemseddin Sami’nin Kâmûs-ı Türkî’sinde ise “Dinde mübarek addolunan gün, ıyd.” şeklinde tanımlanmış; “meserret (sevinç), şenlik, şehrâyin (kutlama töreni)” kelimeleri de mecaz anlamlar olarak ifade edilmiş.
Bayram........
