menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sivil Toplum Kuruluşları ve Vuslat Platformu İftarı

5 0
24.03.2026

      Herhangi bir iradenin yönlendirmesi olmadan; bağımsız, örgütlü, gönüllü, maddi kazanç amacı gütmeyen ve sosyal faydayı önceleyen; toplumun menfaat ve değerlerini merkeze alan, toplum yararına hizmet etmek için kurulmuş, bağımsız, sosyal ve kültürel kuruluşlara STK denir.

       Ecdadımız, asırlar boyunca “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla eğitimden sağlığa , imardan fakir fukara hizmetlerine kadar oldukça geniş bir yelpazede sivil toplum çalışmalarına imza atmıştır. İnsanımızın birçoğu da kendi mizacına uygun hayır kurumlarının içinde yer alarak sorumluluklarını hükümete, devlete veya başka yerlere havale etmeden, sağına soluna bakmadan “Ben varım” cesaretini göstermeye çalışmıştır.

      STK’lar, toplumun içinde yaşayan adeta canlı organizmalar gibidir. İhtiyaçlar doğrultusunda şekil alır, eksiklik olan alanlarda hızla organize olabilirler. Sivil toplum; dernek, vakıf, cemiyet, kulüp, sendika ve federasyon gibi yapılar üzerinden kurumsallaşır.  Sivil alan geliştikçe insanlar daha nitelikli ve bilinçli bireyler hâline gelir.

     STK’ların önemi, yaptıkları işlerin büyüklüğünden ziyade; samimiyetlerinde, devamlılıklarında ve güvenilirliklerinde ortaya çıkar. STK’lar, imkân sahipleriyle ihtiyaç sahiplerini buluşturarak bir denge kurarken, toplumun vicdanını temsil ederek toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir merhamet hareketi görevini de üstlenmiş olur.

     STK’ların temel görevi; her şeyin içine girmeden, antrenör gibi yönlendirici olmak, toplumu aydınlatmak ve doğruya yönlendirmektir. Sivil toplum kuruluşlarının asli görevi; devlet kadrolarına taraftarlarını yerleştirmek değil, “Cemaatler cemaate değil, cemiyete yani topluma adam yetiştirmektir.” Dolayısıyla sivil toplum kuruluşlarının kalıcı bazı tedbirler alarak ahlaki, vicdani ve tarihsel kodlarımızın oluşturduğu birikimle hareket eden gençler yetiştirmesi; gençlerin gelişimlerine katkı sağlayacak çözümler üretmesi gerekiyor. Mesela; yetimhaneler, ilim adamı yetiştirecek vakıflar ve külliyeler kurmak için gayret ederek küresel boyutta kalıcı kurumlar oluşturulmalıdır.

      Ayrıca sivil toplum kuruluşları, düşünceleri örgütlü ve etkili olarak ifade etmenin ve doğruları söyleyerek topluma katkıda bulunmanın bir yolu olarak görülmüştür.

Halifeye bile, “Yanılırsan seni kılıcımızla doğrulturuz.” diyen; devlet başkanlarının ayağına gitmeyen, yöneticilerle menfaat ilişkisine girmeden hükümdarın, iktidarın, padişahın doğru yolda gitmesi için hakkı söyleyen, öğüt ve nasihat veren anlayıştan gelen bir kültüre sahibiz. Hadis-i şerifte “En faziletli cihat, zalimlere karşı hakkı konuşmaktır.” buyurulmaktadır. Ama geçmişte ve  günümüzde insanlar çeşitli nedenlerle yakınlarına, sevdiklerine ve dostlarına hakkı söylemekte çoğu zaman tereddüt etmektedir.

     Harun Reşit, hiçbir kusuru konusunda kendisini uyarmayan bir vezirine “Sana ihtiyacım yok.” demiş.

     “Neden Hükümdarım?” diye sormuş.

       Harun Reşit’in cevabı :

      “Çünkü ben bir insanım. Sen bu kadar süre zarfında benim tek bir hatama bile rastlamadıysan cahilsin demektir. Örtbas ettiysen o zaman da hainsin demektir.”

       Bağlantısı ve beklentisi olanlar rahat konuşamaz, doğruları ifade edemezler. STK’ların sözünün ağırlığının hissedilmesi, iktidara, belediyelere doğruları söyleyebilmesi için sivil kalması ve onlardan bir şey almaması gerekir. Çünkü Sivil toplum kuruluşları ile iktidar arasında yakınlaşma arttıkça, etkili yerlere hükmetme isteğiyle yönetim erkine karşı daha pasif bir konuma geçilebilmektedir.

      Sözün özü; Sivil toplum kuruluşlarımız, düşünce üreten Think-Tank kuruluşu gibi çalışarak kalıcı faaliyetlere imza atarak, ülkemizde ve dünyada ortaya çıkan haksızlıklara karşı koyma refleksine sahip olmalıdırlar. Daha müreffeh bir ülke ve daha adil bir dünya istiyorsak sivil toplum kuruluşlarına destek vermeli; onları hem insan kaynağı hem de ekonomik açıdan güçlendirmeliyiz. Çünkü, güçlü devletler, güçlerini nitelikli STK’lardan, nitelikli insanlardan, nitelikli toplumdan alırlar.

VUSLAT PLATFORMU İFTARI

 İşte bu sivil toplum kuruluşlarımızdan birisi olan Vuslat Platformunun iftar davetine  Derya Öncü Eğitim Kurumları yönetim kurulu üyesi Mali Müşavir Celalettin Cingöz Bey’in daveti üzerine katıldım. Anlamlı bir günde; 28 Şubat 2026 Perşembe günü “28 Şubat” ın yıldönümünde verilen iftarda; Siyaset, sivil toplum kuruluşları ve toplumun farklı kesimlerinden oldukça seçkin bir katılımcı grubu vardı. Gecenin konuşmacısı Prof. Dr. Halis Aydemir olurken, Hamza Cebeci, Yetkin Karakaş, Şekib Avdagiç, Ali Kopuz , İbrahim Halil Çelik ve Emekli General Cihat Yaycı davetliler arasındaydı.

      Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda iftar yapıldıktan sonra ilk konuşmayı davet sahibi olarak Uluslararası Vuslat Platformu Kurucu Başkanı Hamza Cebeci yaptı. Cebeci konuşmasında ” Uluslararası Vuslat Platformu olarak gayemiz, düşünceyi hayattan koparmadan, irfanı teoride bırakmadan ve adaleti yalnızca bir talep değil, yaşanan bir ilke haline getirmektir. Kalpler arasında kurulan her sahici bağ, insanlığın ortak geleceğine atılmış sağlam bir adımdır. Çünkü inanıyoruz ki ortak değerler etrafında buluşan kalpler, geleceği inşa edecek en sağlam zemindir.’’ ifadesini kullandı.

       Cebeci, sivil toplum kuruluşlarının yaptırım gücüne dikkat çekerek  ‘’Platforrmun

yaklaşık on beş yıldır “amatör bir ruhla, profesyonel bir ciddiyetle” yürüttüğümüz bu yolculukta; disiplin, zamana riayet ve güvenilirlik temel ilkelerimiz olmuştur. Vuslat Platformu olarak hedefimiz, günü kurtaran değil, yarını inşa eden bir düşünce iklimi oluşturmaktır. Farklı alanlardan, farklı tecrübelerden gelen insanları ortak bir istişare zemininde buluşturmak; milletimizin ve ümmetimizin ortak dertlerine sahici çözümler üretmek en temel gayemizdir.’’

      Konuşmasının ilerleyen bölümünde birlik ve vahdetin önemine değinen Cebeci; ‘’Bugün dünyanın gözü önünde mazlum, mağdur ve güçsüz insanlar acımasızca bombalanıyor. Güya İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni ilan edenler, NATO’suyla, kurumlarıyla tüm bu vahşeti yalnızca seyrediyor. Garipler, mazlumlar ezilirken buna “medeniyet” diyorlar. Bu büyük zulüm karşısında, yeryüzündeki 2 milyarı aşkın Müslüman’ın bölük pörçük yaşaması, bu acı bedeli hepimize ödetiyor. Oysa tüm Müslümanlar, Kur’an’ın “marsus” ifadesiyle tarif ettiği gibi, bir binanın tuğlaları misali kenetlense ve yekvücut olsa, İsrail’i tükürüğüyle boğar. ‘’

     İçinde bulunduğumuz ahvali, tarihi bir perspektifle ve şuurla değerlendirmemiz elzemdir. Bugün 28 Şubat; “Bin yıl sürecek” denilen, o dönem postal yalayanların ve zalimlerin zulmü karşısında suspus olanların dönemini hepimiz hatırlarız. Tarihimizdeki darbeleri, mesela Amerikan menşeli eğitim alanların eliyle gerçekleştirilen 1960 ihtilalini okullarda bizlere nasıl övdüklerini unutmadık.

      60 ihtilali de, 70 muhtırası da, 28 Şubat da, 15 Temmuz da sonunda çöpe atıldı. Çünkü bu milletin sağlam bir temeli, derin bir feraseti vardır.” diyerek konuşmalarını tamamlamıştır.

  Eski Vekiller, Bakanlar ve Üsküdar Kaymakamı dahil olmak üzere birkaç protokol konuşması yapıldı. Arkasından Hemşerim Prof. Dr Halis Aydemir 45 dakika güzel, akıcı ve estetik bir konuşma yaparak günümüzde inançlı insanların karşılaştıkları sorunlar ve çözümleri üzerine konuştu. Iftar sonunda katılımcılara geleneksel ve estetik bir anlayışımız olan davetlilerin yemek yiyerek dişlerini meşgul ettiğimiz, yorduğumuz için diş kirası olarak iftara katılan herkese Halis Aydemir’in (Ateizm, deizm, agnostisizm, hedonizm, sekülerizm, nihilizm, pozitivizm, liberalizm, hümanizm, naturalizm, determinizm, fatalizm, darwinizm, nasyonalizm ve feminizm gibi geçmişte ve günümüde çok konuşulan konuları ayrıntılı inceleyen) “Yaldızlı Fısıltılar” isimli kitabı hediye edildi.

Sivil toplum kuruluşlarının önemi çalışmalarını görmenin ve Vuslat Platformunu yakından tanımanın memmuniyetiyle ayrıldığımız iftar sofrasından yarınlara daha ümitle bakmanın heyacanını yaşadım. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Hizmetleriniz daim olsun.

     Mustafa Altınsoy

     Eğitim yöneticisi/ Yazar

———————————————————————————————————————-

     STK lar konusunu daha geniş ele aldığım “STK’lar DTK oldu” konulu makaleme de bu adresten ulaşabilirsiniz.https://www.habername.com/yazi-sivil-toplum-kuruluslari-stklar-dtk-oldu-14073.htm


© Maarifin Sesi