Yahudileri Taklit Etmişiz Fakat Onlar Kadar Bilinçli Değiliz
Siyonist İsrail’in Gazze’deki soykırımına karşı Türkiye’de pasif direniş hareketi olarak İsrail’e destek veren fabrika ürünlerine, firmalara, kafelere boykotla cevap verildi. Birçok siyonist ürün satıcısı, acenteler bundan olumsuz etkilendi. Yaptıkları indirimler çare olmadı.
Büyük şirketlerin ve yarı tüzel kurumların aktif olarak katılmadığı, yöneticiler tarafından açık bir dil ile desteklemediği halde toplum bu direnişe sahip çıktı.
Türk toplumu sadece Siyonist İsrail’e destek veren ürünleri boykot etmekle yetinmedi, bu ürünler satan AVM ve mağazaları da boykota tabi tuttu. Bundan dolayı birçok mağaza camlarına “Mağazamızda Siyonist İsrail’e destek veren marka ve ürünler satılmamaktadır” ilanı astılar.
Abraham Anlaşması adı verilen ateşkes ve güvenlik anlaşması imzalandığından beri sosyal medyada boykot haberleri azaldı. Anlaşma sanki tek taraflı imiş gibi HAMAS, kendini ve topraklarını savunmayı askıya almışken Siyonist İsrail her gün katliama devam ediyor.
Şu durumda Siyonist İsrail’e destek veren bütün ürünlere boykotun yaygınlaşarak devam etmesi gerekiyor. Bir adım daha atarak diyoruz ki İslam ve Müslüman düşmanlarına boykot imani, itikadi bir meseledir. Ve her daim devam etmelidir. Gün gelip nehirden denize hür ve bağımsız Filistin devleti kurulduktan sonra da bu mesafe korunmalıdır. İsrail mallarının ve İsrail’e destek veren diğer marka ve ürünlerin alternatifi olduğu müddetçe bu ürünler kesinlikle kullanılmamalıdır.
Biz müminler küfür ve kâfirlerle devamlı cihat halinde olduğumuz şuurunu kaybettiğimiz için su uyur düşman uyumaz atasözüne rağmen gafletle hareket ediyoruz. Oysa kelime- i tevhid, ezan, namaz bu gaflete izin vermez. Biz uyusak da kâfirler uyumuyor. Onlar her daim Müslümanlara karşı uyanık davranıyor, gaflete düşmüyor. Denilebilir ki yeryüzünde bu anlamda gaflete düşmeyen tek kavim yahudilerdir. Yahudiler bu hali nesiller boyu canlı tutabiliyor.
Merhume Samiha Ayverdi’nin (r.aleyh) hatıralarından birkaç misal nakletmek istiyorum.
“1968. Öğretmen Sabahat Emgen Hanım’ın edebiyat hocası arkadaşı, talebelerinden bir defter getirmelerini istemişti. Çocuklar iki gün içinde, hocalarının bu isteğini yerine getirmişler. Ancak bir Yahudi kızı, devamlı eli boş geliyor ve her seferinde de bir mazeret ileri sürerek, aklı sıra, hocayı idare ediyordu. Hâli vakti yerinde olan kızın, her gün bir çeşit uydurma laflar ile işi geçiştirmesi üzerine öğretmen ‘Ya sınıfa defterle gelirsin yahut hiç gelemezsin!” demişti. Kız öğrenci, bu tehdit karşısında sıraya kapanıp ağlarken: “Ne yapayım, Moiz’in dükkânı on gündür kapalı…” deyivermiş. Demek ki bir Yahudi, bir Moiz........
