menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Samiha Ayverdi: Eğitimde Milli ve Yerli Hedefin Öncüsü

17 0
18.05.2026

MEB’in ders kitaplarında bazı kavramları değiştirmesi memnuniyetle karşılandı. Ben de memnun oldum. Fakat bu değişiklik çok geç kalmış bir değişikliktir. Bunu ilk fark ve teklif eden yazar Samiha Ayverdi’dir.  Şöyle ki  :

Samiha Ayverdi; Osmanlının bir devamı olarak kurulan Cumhuriyet’in de bekasının ecdattan devralınan dil, kültür, medeniyet, inanç ve hedeflerle mümkün olacağını düşündüğü için 1950’den sonra devlet adamları, bürokratlarla  mektuplar vasıtasıyla irtibatlar kurar. Onlardan Osmanlı kültürünü, kimliğini, aidiyetini güncele taşıyarak devam ettirecek tekliflerini yazar.

Ayverdi’nin eserlerinde inkılaplar, maarif, kadın hareketleri, aile, İstanbul, din eğitimi, kültür hayatımız, Türkçe, Fetih ve Fatih vs hakkında  çok önemli tespitler var ve bu tespitler geçerliliğini hâlâ koruyor. Bunları her fırsatta mesele olarak gündeme getiriyor. Kubbealtı, Türk Edebiyatı, Tercüman gibi yayın organlarında; “O da Bana Kalsın”, Mülâkatlar ve Mektuplarında bu iç içelik hep görülüyor.  İnkılaplar hakkında : “Bir milletin inkılabı gaye kabul edecek kadar basiret ve aklıselimden mahrum kalmasına acırım” sözleri ile eğitimde bu konuların gaye haline getirilmemesi gerektiğini söylüyor. “Bu gökkubbe altında bir cihangirin hattâ bir de devlet kurucusunun, kânunlar payandasına dayanarak korunduğu, görülmüş işlerden değildir. Her dâhinin beşer olmak sıfatı ile hatâ yapmaması kabil değildir. “Lâ yuhtî” ancak Allah’tır.” sözleriyle insanların ve öğrencilerin hür düşüncesini engelleyen hususlara işaret ediyor.

Mektuplarına “Hiçbir sıfat ve salahiyet sahibi değilim, Fakat yüreğim vatan ve millet sevgisi ile çarpan biriyim. Sizden hiçbir şahsi talebim yok. Harbiye’nin ilk mezunlarından olan büyükbabam şehittir, babam ise Balkan Harbi ve Birinci Cihan Harbine iştirak etmiş bir gazidir. Kırk senedir vatanıma hizmet etmeye çalışan biriyim.” anlamına gelen girişle başlamaktadır.

Mektuplar, muhataplarına göre küçük farklılıklar gösterse de maarifin milli ve dini bir terbiye üzerine kurulmasının gerekliliği, uydurukçaya karşı Türk dilinin tarihî birikimine uygun olarak kullanılması, dinî eğitimin şekilden öze inmesi, Siyonistlere, Masonlara, Yahudilere, Rusya ve Çin kaynaklı komünizme karşı uyanık olunması, turizm politikası olarak yürütülen misyoner ve Haçlı planlarının bozulması, nüfus planlamasına son verilmesi gibi konular çevresinde odaklanmaktadır.

Türk eğitim sistemi birçok konuda hâlâ Samiha Ayverdi’nin hassasiyetlerinin gerisinde seyretmektedir. Ayverdi’nin Menderes’ten Özal’a kadar bütün kültür bakanları ve milli eğitim bakanlarına Efes değil Selçuk; Ege Denizi değil Adalar Denizi, Orta Asya değil Türkistan denilmesi gerekir. Ülkemize sahip çıkmanın yollarından biri dilimize sahip çıkmaktır, bunu da topraklarımıza, vatanımıza Türk tarihine göre, Türkçe adı ile öğretirsek gerçekleştirebilirsiniz demektedir.

BİR EĞİTİM HEDEFİ OLARAK İLÂ-YI KELİMETULLAH

Ayverdi’nin teklif ettiği maarif felsefesi  ilâ-yı kelimetullahtır. Bu hedefi ‘Kızılelma’........

© Maarifin Sesi