menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eğitim: Bir Gelecek İnşası mı, Yoksa Zaman Tüketimi mi?

23 0
02.04.2026

İnsan ömrünün en verimli, zihnin en taze ve karakterin en çok şekillendiği o kritik 17 yılı, yani yaklaşık 6200 günü, modern eğitim sisteminin çarkları arasında eritiyoruz. 23 yaşına gelmiş bir birey, geriye dönüp baktığında bu devasa zaman diliminde neler başarabileceğini hiç düşündü mü? Bu süre zarfında, dünyanın en karmaşık dillerinde ustalaşabilir, toprağı bereketli bir altına dönüştürecek bir zanaatkâra dönüşebilir ya da bir şehri doyuracak üretim kapasitesine sahip bir girişimci olabilirdi. Ancak bizler, bu paha biçilemez yılları sadece bir diploma kâğıdı için feda ediyoruz. Gençlerimizi hayata hazırladığımızı sanırken, onları “tecrübesiz” damgasıyla kapılardan çevrilen, teorik bilgiyle dolu ama yaşam becerilerinden yoksun birer mezuna dönüştürüyoruz.

Asıl çelişki tam da burada derinleşiyor: Sistem bize dünyayı teorik olarak anlatıyor ama o dünyanın içinde nasıl yaşanacağını öğretmeyi ihmal ediyor. İktisat fakültesinden mezun olan bir genç, kendi bütçesini yönetemeyip borç yükü altında ezilebiliyor. İletişim eğitimi alan biri, trafikteki en küçük bir anlaşmazlıkta nezaketini kaybedip öfkesine yenik düşebiliyor. Mühendislik diploması olan birinin, evindeki basit bir teknik arızayı giderecek el becerisi veya özgüveni olmayabiliyor. Bu tablo, sistemin sadece zamanı değil, insanın özündeki yetenekleri ve cesareti de nasıl öğüttüğünün bir kanıtıdır.

Çocuklarımıza yıllarca “en yüksek notu almazsan hayatta başarısız olursun” korkusunu aşıladık. Ancak onlara dürüstlüğün, kul hakkı gözetmenin, bir kalbi kırmamanın ve karakter sahibi olmanın akademik başarıdan çok daha hayati olduğunu öğretmeyi unuttuk. Bugün toplumsal huzuru........

© Maarifin Sesi