menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Paylaşmanın Mevsimi: Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan

8 0
20.02.2026

Ramazan ayı geldi yine.Her yıl aynı cümle dökülür dilimize: “Nerede o eski Ramazanlar…” Oysa Ramazan bir yere gitmez. Değişen zaman değil, biziz. Ramazan hâlâ aynı sükûnetle gelir; kalbimize dokunmak, evimize bereket indirmek, soframıza huzur katmak için.

Ramazanla birlikte evlerin havası değişir. Dolaplara bereket iner. Eksik sandığımız raflar yeterli olur. Sofralar çoğalır ama asıl çoğalan nimet değil, şükürdür. Gün boyu sabırla beklenen iftar vakti, insana sadece açlığını değil; paylaşmanın kıymetini de öğretir. Bir tas çorba, bir hurma, bir bardak su. O ilk lokmada insan hem Rabbine yaklaşır hem de yoksulu daha iyi anlar.

Ramazan sadece mideyi değil, kalbi de terbiye eder. Dil daha dikkatli olur, söz daha yumuşak çıkar. Kırgınlıklar azalır, gönül alma çabası artar. İbadetlere daha sıkı sarılır insan. Çünkü Ramazan, hatırlamaktır; kim olduğumuzu, neye muhtaç olduğumuzu ve kime ait olduğumuzu.

İftar sofraları kaynaşmayı öğretir. Aynı ezanı beklemek, aynı duaya “âmin” demek, aynı ekmeği bölüşmek. Günümüzün yalnızlığı bir kenara bırakılır. Ramazan, insanı insana yaklaştırır. Huzur, gönül birlikteliğinde bulunur.

Bu yıl Ramazan sadece evlerimizde değil, okullarımızda da hissedilecek. Birlik sofraları kurulacak. Öğrencilerimizle birlikte geleneklerimizi hatırlayacağız. Paylaşmanın ne demek olduğunu sadece anlatmayacağız; yaşayacağız. Sabretmenin, beklemenin, şükretmenin anlamını birlikte hissedeceğiz.

Çünkü değerler ders kitaplarında yazılı kalınca eksik olur. Değerler, birlikte açılan bir iftarda; bölüşülen bir lokmada; edilen ortak bir duada hayat bulur. Okul sadece bilgi verilen yer değil, karakter inşa edilen yerdir. Ramazan da bu inşanın en güçlü ustalarından biri olacaktır.

Ramazan’ın gelişi huzurdur, ağırlanışı huzurdur, vedası bile huzur taşır. Ardından bayramı getirir. Büyüklerin eli öpülür, küçüklerin başı okşanır, küskünlükler son bulur. Tam da dinimizin istediği gibi; bağ kurmak, hatır sormak, bir olmak yeniden anlam kazanır.

Ramazan kapımıza gelmez aslında; kalbimize gelir.

Eğer bir lokmayı bölüşebiliyorsak,Eğer bir gönlü onarabiliyorsak,Eğer bir öğrencimizin yüreğine paylaşmanın sıcaklığını bırakabiliyorsak, Ramazan gerçekten gelmiş demektir.

Ramazan bir takvim ayı değil, bir iklimdir. Paylaşmanın, sabrın, merhametin iklimi…Eğer bu iklimi evlerimizde hissedebiliyorsak, okullarımızda yaşatabiliyorsak, çocuklarımızın kalbine dokunabiliyorsak;işte o zaman gerçekten diyebiliriz ki:Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan.


© Maarifin Sesi