menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elveda Ramazan

5 0
17.03.2026

Ramazan’ın son günleri her yıl aynı duyguyu bırakır insanda… Sanki uzun bir yolculuğun son durağına gelmişizdir ama inerken valizimizde bir şeyleri unuttuğumuzu hissederiz. Oysa daha dün gibi başlamıştı; ilk sahurun telaşı, ilk iftarın heyecanı… Şimdi ise Ramazan’ın son günlerine geldik bile.

Ramazan çok güzel bir misafirdir. Geldi mi hayatın ritmini değiştirir, alışkanlıkları yerinden oynatır. Geceyi uzatır, gündüzü ağırlaştırır. Ama tam da bu yüzden insanın kendine çarpmasını sağlar. Açlık sadece mideyle ilgili değildir; sabrın, öfkenin, dilin, hatta bakışın da oruç tuttuğunu fark edersin. Gün içinde birine söyleyeceğin sert bir sözü yutarken, aslında en çok kendini terbiye ettiğini anlarsın. Oruçluyken insanlar genelde açlığın verdiği halden dolayı çok konuşamazlar da. Her ortamda bir sessizlik oluşur. Bu noktada anlarız ki dil, oruç sayesinde kötü söz etmez.Son günlere gelince bir muhasebe başlar ister istemez. “Bu Ramazan nasıl geçti?” sorusu basit görünür ama cevabı pek kolay değildir. Daha çok mu sustuk, yoksa yine gereksiz konuşmalara mı yenildik? Daha çok mu paylaştık, yoksa sadece kendi soframıza mı baktık? İbadetin sayısı değil, içindeki ağırlık kalır. Kimi günler uzun uzun okunan bir dua değil, birine edilen küçük bir iyilik yer eder hafızada ve kalplerde.

Bir de şu var: Ramazan bitince aslında neyin biteceği meselesi. Aç kalmak mı, yoksa kendimizi tutabilmek mi? Eğer geride sadece boş mideye duyulan sabır kalıyorsa, Ramazan gerçekten gitmiştir. Ama biraz daha yavaş konuşmak, biraz daha dikkatli bakmak, biraz daha insaflı olmak içimizde kalıyorsa, o zaman Ramazan bir yere gitmez; sadece şekil değiştirir. İçimizde geriye kalan 11 ayda da kalmaya devam eder.

Belki de en zor tarafı vedalaşmak değil, vedalaşırken verdiğimiz sözleri tutmaktır. “Bundan sonra da böyle olacağım” dediğimiz o küçük kararlar… İşte onlar, bayramdan sonraki ilk sıradan günde sınanır. Kalabalık dağıldığında, hayat eski hızına döndüğünde, Ramazan’dan bize ne kaldığı ortaya çıkar.Şimdi son iftarlara otururken, sofradaki ekmeğe biraz daha dikkatli bakmalı insan. Suyun ilk yudumunu biraz daha hissederek içmeli. Çünkü bunlar sadece o anın değil, bir ayın özeti aslında. Ve belki de en önemlisi şu: Ramazan’a veda ederken, onun bizden neleri alıp götürdüğünü değil, bize neleri bıraktığını düşünmek lazım.Elveda Ramazan…


© Konya'nın Sesi