menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kimlik

773 0
09.03.2026

Önce dini kimliklerimizle sınıflandırmaya tabi tutuyorlar; Hristiyan, Yahudi, Budist, Müslüman. Ardından coğrafi kimliklerimizle sınıflandırmaya devam ediyorlar; Batılı, Ortadoğulu, Uzakdoğulu. Sonra derecelendirmeye geçiyorlar; mükemmel Yahudi, fevkalade Hristiyan, kaliteli Budist ve sıradan Müslüman. Batılı birinci sınıf, Uzakdoğulu ikinci sınıf, Ortadoğulu üçüncü sınıf. 

Sınıflandırmayı ve derecelendirmeyi onlar yapıyor, bizden bir kısımda hemen bunu ağzında sakız gibi çiğniyor. Onlar dürüst, çalışkan, ahlaklı, masum; biz tembel, hırsız, ahlaksız ve zalim. Tıpkı bizdeki ahmakların Ortadoğu zihniyeti diye cümleye başlaması gibi. Gözlerinin önündeki Filistin’i ve İran’ı gördükleri halde ahlaksızca söylemlerine devam edebiliyorlar. 

Oysa Dünyanın en büyük katliamını ikinci dünya savaşında bir Hristiyan yapıyor. Hristiyan suçlanmıyor. Yahudi Filistin’de diri diri insanları mezara gömüyor Yahudiler suçlanmıyor. Dünyanın en rezil ve pespaye olaylarından biri olan Epstein skandalını onlar gerçekleştiriyor ama hiçbir şekilde linç edilmiyorlar. İran’da masum 168 kız çocuğu okulda katlediliyor, çocuk ve kadın hakları savunucularından ses yok. Bunu o zalimler, teröristler yapıyor anlıyoruz da onlara yapılınca biz neden onlardan yana oluyoruz. Neden kısas yapmıyoruz, neden sessiz kalmıyoruz? Hani hatırlarsınız ya Fransa’da bir terör eylemi gerçekleştirilmiş ve 17 kişi ölmüştü. Toplam 50’ye yakın ülke başkanı (Bizden A. Davutoğlu) koştur koştur Fransa’ya gitmiş, üzüntülerini belirtmiş ve eylem yapmışlardı. Sadece 17 kişi için bütün dünya ayağa kalkıyor da, Filistin ve İran da masum canlar ölürken neden ses çıkmıyor. 

Onlar bizim kutsalımız olan Ramazan ayında bize saldırı yapıyorlar da, biz Avustralya da hanuka bayramında Yahudileri kurtarıyoruz.

İnsan hakları diye yapılan aldatmacayla, sadece kendilerini insan yerine koyduklarını ne zaman anlayıp peşlerini bırakacağız. Dünya 5’ten falan büyük diyerek kendimizi avuturken, teröristlerin bütün ülkelere saldırmasıyla tekrardan hatırlıyoruz ki onların sisteminin içinde bir seyirciyiz. Birleşmiş Milletlerin 188 ülkesinden çıkan cılız sesler ile herkesin deve kuşu gibi kafasını kuma gömdüğünü, bize sıra ne zaman gelir diye sessizce sırasını beklediğini fark ediyoruz. Ve aklımıza o meşhur “Sarı Öküz” hikâyesi geliyor.Hani bir asır önce sadece İngiltere ve Fransa’nın çıkarları için çalışan milletler cemiyeti vardı. Sonuç; ortaya Dünyanın en kanlı vahşetini çıkardı, yavaş yavaş aynı minvalde ilerleyen bu örgütünde dünyanın en kanlı vahşetini ortaya çıkaracağı günden endişe duyuyoruz. 

Peki, biz ne yapmalıyız? Artık sloganlarla, söylemlerle oyalanmayı bırakmalı, fiili adım atmalı, hiçbir işe yaramayan BM örgütünden çekilmeli, barbarlığa en iyi tepki veren ülkelerle yeni paktlar ve yeni örgütler kurmalı, güvenliğimizi “Bize saldıramazlar, ABD müttefikimiz, biz güçlüyüz.” söylemlerine bırakmayarak caydırıcılık gücü en fazla olan nükleer bomba edinmeliyiz. 

Bir de lütfen onlara bir şey olduğunda görmedim, duymadım, bilmiyorum der misiniz?  


© Konya'nın Sesi