menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ayrıntı Yayınları editörü Ataer: Teori ve deneyimin iç içe geçtiği bir dizi inşa ediyoruz

15 0
28.03.2026

Ayrıntı Yayınları, uzun yıllardır eleştirel düşünce, felsefe ve kuram alanında yayımladığı kitaplarla Türkiye’de önemli bir yayın hattı oluşturuyor. Son yıllarda ise feminist düşüncenin, kadın ve LGBTİ hareketlerinin deneyimleriyle birlikte daha geniş bir okur kitlesine ulaşması, bu alandaki yayınların önemini daha da artırdı.

Ayrıntı Yayınları’nın editörlüğünü Ceren Ataer’in üstlendiği Kadın dizisi, toplumsal cinsiyet tartışmalarına farklı alanlardan katkı sunan bir yayın hattı oluştururken, güncel soruları ve sorunları ele alan kitapları okurlarla buluşturuyor. Bu dizi, yalnızca güncel meseleleri görünür kılmakla kalmıyor; aynı zamanda feminist tartışmaları derinleştiren, yeni sorular açan bir düşünme zemini de öneriyor.

Ceren Ataer ile yayınevinin editoryal yaklaşımına, edebiyatta kadınların temsiline, deneyimlerine ve kesişimselliğe dair tartışmaları konuştuk.

Ayrıntı Yayınları uzun yıllardır eleştirel düşünce, felsefe ve kuram kitaplarıyla bilinen bir yayınevi. Kadın dizisi nasıl ortaya çıktı? Bu diziyi kurarken yayınevinin düşünsel hattı içinde nasıl bir boşluğu doldurmayı hedeflediniz?

Bağımsız bir kadın dizi olmasından çok önce, aslında kuruluşundan itibaren Ayrıntı’nın İnceleme dizisi içinde yayımlanan önemli eserler var; üstelik birçoğu da o zamanın -hatta bu zamanın bile- ilerisinde tartışmaları konu alıyor. Genel kabul görmüş annelik, kadınlık rollerini sorgulayan, toplumsal cinsiyet ilişkilerini gündeme getiren; ekofeminizmden bahseden kitaplar (Toplumsal Cinsiyet ve İktidar ve Erkek Akıl kitapları ilk elden çoğu kişinin aklına gelecektir zaten ama bir de gölgede kalanlar var, meraklısına onlardan da bahsetmek istiyorum -her ne kadar bazılarının şimdilik baskısı olmasa da-: Ağırçekim, Anne: Melek mi Yosma mı, Ekotopya, Kadınlık Arzuları, Eleştirel Aile Kuramı, Şövalye Kadın ve Rahip...).

Ayrı bir dizi oluştururken biraz gecikmemize neden olan da buydu aslında, fakat kadın kitaplarının bir şekilde diğer dizilerin içinde yok olduğunu, yeterince gündeme gelemediğini fark ettik. Bu noktada da diziyi ayırmak şart oldu. Tabii burada kadının dünyadaki, toplumdaki yeriyle de bir bağlantı kurduk hemen -ister istemez- “gerek var mı” sorusunu, neden bizim sözümüz diğer seslerin arasında kaybolsun ki cevabını getirdi nihayetinde.

Ayrıntı Yayınları Kadın dizisi, toplumsal cinsiyet rollerinin kadınlara çizdiği sınırların dışına çıkarak görünmeyen ya da görünmez kılınan deneyimleri de okurla buluşturuyor. Gillian Anderson imzalı, kadınların anonim olma özgürlüğüne sahip olduklarında seks hakkında nasıl hissettiklerini ortaya koyan İstek; Élise Thiébaut’nun âdet kanının ardındaki gizli gerçekleri belgeli, öğretici ve mizah yüklü bir anlatıyla ele aldığı Bu Benim Kanım ya da Sophie Lewis’in aile kurumunu radikal biçimde tartışmaya açtığı Ailenin İlgası bu dizide yer alan kitaplardan bazıları. Bu kitapları bir araya getirirken nasıl bir çerçeve kuruyorsunuz ve Kadın dizisi feminist tartışmalar içinde nasıl bir alan açmayı hedefliyor?

Kadın dizisinde feminist teoriye olduğu kadar kadınların deneyimlerine, konuşulmayan ya da ezelden beri bir şekilde özel alana itilmeye çalışılan konulara da yer vermeyi önemsiyoruz. Feministler yıllardır tekrar ediyor zaten; bu deneyimler konuştuğumuz teorilerden bağımsız değil ve düşündüğümüzden çok daha politik.

Bu anlamda diziye de Bu Benim Kanım kitabıyla başlamamız bilinçli ve gerekli bir adımdı. Regl üzerine konuşmak hâlâ bir tabu; kitapta yazarın endometriozisi sebebiyle de açıkça bahsettiği üzere kadın sağlığı konusunda da ciddi bir yol alabilmiş değiliz. Élise........

© Kısa Dalga