Parçalanan kimliklerin sessiz gerilimi
KİMLİK: Aidiyetin Görünmeyen Katmanı
Kimlik, insanın kendine verdiği cevap değil; başkalarıyla kurduğu ilişkinin aynasıdır.
Kimlik çoğu zaman sabit bir tanım gibi ele alınır. Oysa kimlik, değişmeyen bir etiket değil; sürekli yeniden kurulan bir anlamdır. İnsan, kim olduğunu yalnızca kendine bakarak değil; başkalarıyla kurduğu ilişki içinde anlar.
Bu yüzden kimlik, bireysel olduğu kadar toplumsal bir inşadır.
Bir toplumda kimlikler sağlıklı bir şekilde var olabiliyorsa, bu durum yalnızca bireylerin kendini ifade edebilmesiyle değil; aynı zamanda o ifadenin kabul görebilmesiyle ilgilidir. Çünkü kimlik, yalnızca var olmak değil; tanınmak ister.
Hafıza ile Kurulan Bağ
Hafıza olmadan kimlik, yönünü kaybetmiş bir hikâyeye dönüşür.
Kimlik, geçmişten bağımsız değildir. Aksine, geçmişin birikimiyle şekillenir. Bir toplum neyi hatırlıyorsa, kimliğini de o hatırladıkları üzerinden kurar.
Ancak burada kritik bir nokta vardır:Hatırlanan kadar, hatırlanmayan da kimliği belirler.
Unutulan acılar, bastırılan deneyimler, görmezden gelinen........
