Küçük Bir Ada, Büyük Bir Gelecek: KKTC Yükseköğretim 2040 Vizyonu – IV
Akdeniz'in Bilgi Adası Olmak Mümkün mü?
Bir ülkenin geleceği bazen sahip olduklarıyla değil, sahip olmadıklarıyla şekillenir.
Petrolünüz olmayabilir.
Doğalgazınız olmayabilir.
Devasa sanayi bölgeleriniz olmayabilir.
Milyonlarca nüfusunuz da olmayabilir.
Ama eğer doğru bir vizyona sahipseniz, bütün bunlardan daha değerli bir şeye sahip olabilirsiniz:
İyi yetişmiş insanlara.
Bugün dünyanın en başarılı küçük ülkelerine baktığımızda ortak bir özellik görüyoruz.
Bu ülkelerin hiçbiri büyüklükleriyle öne çıkmadı.
İnsan kaynağına yaptıkları yatırımlarla öne çıktılar.
Çünkü büyük ülkeler ölçekle büyür.
Küçük ülkeler ise uzmanlaşarak büyür.
Belki de artık Kuzey Kıbrıs'ın kendisine şu soruyu sormasının zamanı gelmiştir:
Biz dünyanın hangi alanında fark yaratacağız?
Daha Fazla Üniversite Değil, Daha Fazla Bilgi
Uzun yıllardır yükseköğretim denildiğinde akla ilk gelen şey üniversite sayıları oldu.
Kaç üniversitemiz var?
Elbette bunlar önemlidir.
Ancak artık daha önemli bir soru vardır:
Ne kadar bilgi üretiyoruz?
Çünkü geleceğin dünyasında rekabet üniversite sayılarıyla değil, bilgi üretme kapasitesiyle ölçülecektir (Altbach & Salmi, 2011).
Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir.
Yeni fikirler geliştiren...
Ve geleceği tasarlayan kurumlardır.
Bu nedenle hedefimiz yalnızca daha fazla öğrenci çekmek olmamalıdır.
Hedefimiz, daha fazla bilgi üreten, daha fazla çözüm geliştiren ve daha fazla etki yaratan bir yükseköğretim sistemi oluşturmak olmalıdır.
Akdeniz'in Bilgi Adası
Yıllardır "turizm adası" olmayı konuştuk.
"Üniversite adası" olmayı konuştuk.
Belki artık daha büyük bir hedef koymalıyız.
Çünkü bilgi adası olmak yalnızca kampüsler kurmak değildir.
Araştırma üretmektir.
Teknoloji geliştirmektir.
Ve dünyanın........
