menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Festivaller düşünceden korktuğunda ne olur? Kim kaybeder?

30 0
22.04.2026

"Seçildi, susturuldu, silindi."

İzmir Mülteci Film Festivali ile yaşadığım süreç, yalnızca bir program değişikliği değil; ifade özgürlüğü, akademik çoğulculuk ve sanatsal bağımsızlık açısından ciddi bir kırılma örneğidir. Şimdi bir Mülteci Film Festivalinde yaşanmış düşünsel sansürün anatomisini okuyacaksınız.

“Psychology of Migration / Göçün Psikolojisi” adlı belgeselim festival tarafından resmi olarak seçilmiş, benden gösterim kopyası ve altyazı dosyası talep edilmiş, ardından festival programı ve afişi tarafıma iletilmiş ve sosyal medya paylaşımları gerçekleştirilmiştir. Bu aşamadan sonra, hiçbir yeni içerik değişikliği olmamasına rağmen filmim programdan çıkarılmıştır.

İlk gerekçede “düşünsel çerçeveyle örtüşmeme” gibi muğlak bir ifade kullanılmış; sonrasında ise kararın, filmde referans verilen Prof. Dr. Vamık C. Volkan’a yönelik “kamuoyundaki tartışmalar” üzerinden alındığı açıkça belirtilmiştir. Bu durum, kararın estetik, bilimsel ya da etik değerlendirmeye değil; ideolojik hizalanmaya dayandığını açıkça göstermektedir.

Bir festivalin, daha önce seçtiği bir eseri, içerik değişmeden, yalnızca belirli bir düşünce insanına yönelik politik/ideolojik pozisyonu gerekçe göstererek programdan çıkarması; sanatsal kürasyon değil, düşünsel sansürdür. Bu yaklaşım, çoğulculuğu değil tekil doğruculuğu esas alır. Oysa mültecilik gibi çok katmanlı bir olgu, farklı disiplinleri ve perspektifleri birlikte düşünmeyi zorunlu kılar.

Belgeselim, Birleşmiş Milletler kapsamında dolaşıma girmiş ve uluslararası ölçekte 82 ülkede gösterim ağına dahil edilmiş, ayrıca 26 festivalde birincilik ödülü........

© Kıbrıs Postası