menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zeka mı, Duygusal Zeka mı?

8 0
02.08.2026

Geçtiğimiz dönem sanat eleştirisi dersinde öğrencilerimden bir eserini analizini yapmalarını istemiştim. Projeleri okurken bir tanesinde durdum ve düşündüm. Cümleler kusursuzdu, paragraflar titizlikle ayrılmıştı, tek bir yazım hatası bile yoktu… şaşırdım. Fakat o metinde öğrencinin kendine ait dili yoktu. Cümleleri kurarken ne tereddüt vardı, ne de daha önce yaptığı o küçük hatalar… Ertesi hafta sordum, “Bu kritiği yaparken en çok nerede zorlandın?” yüzüme hafif bir gülümseme ile baktı, kısa bir sessizlik oldu ve cevap gelmedi. Çünkü zorlanmamıştı. Zorlanmadığı için de öğrenmemişti. Sizi bilmem ama ben bu sessizliği son bir yılda çok duyuyorum. Kimi zaman bir meslektaşımın anlattığı hikayede, kimi zaman bir velinin şaşkınlığında… Peki mesele gerçekten kopya mı? Yoksa daha derin bir soruyla mı karşı karşıyayız? Yapay zeka öğrencilerin saatlerce uğraşarak yazacağı metni saniyeler içinde yazabiliyorsa, biz onlara ne öğreteceğiz?

Zeka Tek Bir Şey midir?Bu soruyu ilk soranlardan biri Howard Gardner, benim en sevdiğim kuramcılardan yalnızca bir tanesi.1983 yılında yayımladığı Frames of Mind (Zihin Çerçeveleri) adlı kitabında Çoklu Zeka Kuramı’nı ortaya koydu ve zekayı tek bir puana indirgeyen anlayışı değiştirdi. Ona göre zeka tek bir yetenek değil; sözel-dilsel, mantıksal-matematiksel, görsel-uzamsal, bedensel-kinestetik, müzik-ritmik, doğacı, içsel ve kişilerarası olmak üzere farklı alanlarda görünür olan bir dinamikti. Sekiz alan…şimdi ise on alana kadar çıkıyor. Peki bizim eğitim sistemimiz bunların kaçını ölçüyor? Çoğu zaman sadece ikisini. Dönem sonu raporunda bir öğrencinin arkadaşının üzüldüğünü fark edip etmediği, öfkelendiğinde kendini nasıl toparladığı yazmaz. Oysa bir öğrencinin hayatını en çok belirleyecek beceriler, çoğu zaman yazılı raporlarda yeri........

© Kıbrıs Postası