menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk Devleti Teşkilatları Zirvesi

4 0
previous day

Geçen haftaki politik gündeme hiç kuşkusuz ki Sayın Erhürman’ın Türk Devleti Teşkilatları’nda yaptığı konuşma damgasını vurdu.

Sn Erhürman’ın Türk Devleti Teşkilatları’nda yaptığı konuşmada “İki Devletli Tezi” veya KKTC’nin tanınmasını savunmadı ancak Kıbrıslı Türklerin Annan Planı’na “Evet” Rum tarafının da “Hayır” demesi sonucunda ortaya çıkan ve Annan’ın yazdığı raporda “Kıbrıslı Türkler üzerinde uygulanılan ambargoların bir anlamı kalmamıştır” ibaresini hatırlatıp tüm Türki devletleri KKTC ile kültürel, ekonomik ve sportif alanlarda işbirliği yapma çağrısında bulundu.

Türki Devletler’in Avrupa Birliği ile yaptıkları ve işin ucunda 12 milyar dolarlık bir para olan antlaşmaya göre Türki Devletler Kıbrıs Cumhuriyeti ile elçilik bazında işbirliklerini artıracak ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyacağı tahattütünde bulunmuştu. Türki Devletlerinin uyacağını söz verdiği BM Güvenlik Konseyi kararlarında KKTC’nin tanınmaması ve Türkiye’nin 1974 yılında Kıbrıs’ı işgal ettiği ibarelerinden mevcut olduğunu yeniden hatırlatırız. Annan Planı’na “Evetci” cepheden giren ve siyasi kimliğinin ana hatları bu yönde yoğrulan Sn Erhürman’ın Türki Devletlerine KKTC’nin tanınması yerine Annan Raporu doğrultusunda ambargoların delinmesi yönünde yaptığı çağrı yerinde ve isabetliydi. 

Aslında Sn Talat’ın da 2005-2010 yılları arasında dış dünya ile yaptığı diplomasi atağının temelini de bu siyasi perspektif oluşturuyordu. Sn Erhürman’ın Sn Ersin Tatar veya Denktaş-UBP çizgisinden bir diğer farkı Türk dünyasını veya Türk Devletleri Teşkilatını Kıbrıslı Türklerin tek adresi olarak kurgulamaması ve Kıbrıslı Türklerin ambargoları delme yönündeki çabalarını Avrupa Birliği ve başka ülkelerle de yürütmesine dair olan inancıdır. 

Bu durum Denktaş-UBP geleneğinin Türkçü kimlik politikasından farklı olarak Erhürman’ın Kıbrıslı Türk kimliğini daha çok yurtseverlik üzerinden kurgulamasın da rolü vardır. Ancak günün sonunda gördüğünüz gibi ne KKTC tanınıyor ne de Kıbrıslı Türklerin üzerindeki ambargolar hafifletiliyor. 

Sn Erhürman’ın Türk Dünyası’nda Kıbrıslı Türkleri “insan haklarını ve demokrasiyi içselleştirmiş bir halk” olarak sunması da sanırım benim açımdan en önemlisiydi. Türk Dünyasının en ciddi sıkıntılarından ve eksiklerinden bir tanesi........

© Kıbrıs Postası