menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Niyazi Kızılyürek'in ada kitabı ve BM'nin 186 no'lu kararı

14 0
20.04.2026

Kızılyürek'in Literatüre Katkısı

Niyazi Kızılyürek'in bu kitapta sunduğu en önemli katkı, Türkiye ve Yunanistan'daki sol hareketlerin Kıbrıs sorununa bakış açısını derinlemesine irdelemesidir. Kıbrıs'taki siyasi partilerin konuya yaklaşımını bilmemize karşın, Yunanistan ve Türkiye solunun perspektifine dair bilgimiz oldukça sınırlıdır. Bu açıdan Kızılyürek, literatüre değerli bir boşluğu doldurmaktadır. İkinci önemli katkısı ise Kıbrıs'taki milliyetçi akımları self-determinasyon teması üzerinden ele alması ve sorunun çıkmazlarını bu çerçevede analiz etmesidir. Tüm bu nedenlerden dolayı Kızılyürek'i kutlamak gerekir! Bu eser de diğer kitapları gibi Kıbrıslı Türklere, tüm adaya ve Kıbrıs meselesiyle ilgilenen herkese önemli katkılar sunmaktadır.

Federalist Retorik mi, Tarihsel Gerçeklik mi?

Bu katkıların yanı sıra Kızılyürek, kitabında kendi normatif ve federalist bakış açısından birtakım savlar öne sürmektedir. Örneğin 246. sayfada şunları dile getirmektedir:

"Bu bölümü bitirirken, tarihsel gelişmelerin ışığında bir noktanın altını çizmek istiyorum: Ne Kıbrıslı Rumların ne de Kıbrıslı Türklerin ayrı ayrı self-determinasyon hakkı vardır. Tarih ve hukuk iki toplumu iradelerini kaynaştırmaya davet ediyor. Geçmişte iki toplumun birbirini dışlayarak ülkenin kaderine tek başına veya ayrı ayrı karar vermeye yönelmeleri, Kıbrıs sorununun doğuşu ve gelişiminde önemli bir rol oynadı."

Yazarın bu normatif önermelerine katılmam mümkün değildir. Tarih ve hukukun kendi başlarına "toplumları kaynaştırmaya davet eden" bir işlevi yoktur; bu ifade, Kızılyürek'in kendi öznel federalist söylemini güçlendirmek için bu kavramlara yüklediği anlamdan ibarettir. Dolayısıyla bu cümle, bir analiz olmaktan çok federalist bir retorik olarak değerlendirilmelidir.

Kitabın başka bir bölümünde (sayfa 179) ise Kızılyürek şu tespitte bulunmaktadır:

"Çok açıktır ki, Kıbrıslı Türklerin self-determinasyon hakkını ileri sürerek ayrı bir devlete kavuşması mümkün ve/veya meşru değildir; ne de Kıbrıslı Rumların nüfus çoğunluğunu ileri........

© Kıbrıs Postası