menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15 Temmuz 1974: “Makarios öldü!”

26 0
15.07.2026

Bir gün evde oturuyorum. 10 yaşlarımdayım. Annem öğle arasında eczaneden siesta için eve geldi. Her zamanki mızmız ve ben-merkezci tavrıyla (Kıbrıs’ta nadir olmayan bir karakter cinsidir) “Bugünkü Yenidüzen’deki yazımı oku.” dedi.

Yazısını okudum. Yazısı mealen şöyle bitiyordu: “Radyoda ‘Makarios öldü! Makarios öldü!’ deniyor ve bir daha Kıbrıs eskisi gibi olmadı, olmayacak.” Derin bir nostalji ifadesiyle son buluyordu. Annem yorgun ve sanki bir akrabası ölmüş gibi koltukta yarı perişan uzanıyordu. Gerçekten de ölmüş ve bölünmüş Kıbrıs’ın derin yasını tutuyordu.

“Nasıl yani, sen Makarios’un ölümüyle birlikte Kıbrıs’ın da öldüğünü mü kastediyorsun?” diye sordum.

“Haaa…” diye mırıldandı ama cevap vermedi. Annem, kendi düşüncelerinin sorgulanmasından hiç hoşlanan biri değildi (Kıbrıs’ta nadir olmayan bir karakter cinsidir). Zaten bir annenin 10 yaşındaki çocuğuna Kıbrıs Sorunu üzerine yazdığı bir yazıyı okutması çok da farkındalıklı bir davranış biçimi değildir. Günümüzün anneleri umarım daha farkındalıklıdırlar.

Konumuza dönecek olursak; burada dikkat edilmesi gereken, sağ ideoloji olarak kodlanan Türk milliyetçiliğine karşı Kıbrıs’ta Kıbrıslılık kimliği üzerinden gelişen ve sol diye kodlanan kimlik politikasının “duygusal bağ ve aidiyet” dünyasıdır.

Federasyon-Kıbrıslılık ruh dünyasından beslenen insanlar için Kıbrıs zaten maneviyatta bir bütündür. Kıbrıs’ın bölünmüşlüğü ise kapanması gereken açık bir yaradır. Bu açık yara ancak ve ancak federasyon üzerinden Kıbrıs yeniden birleşince iyileşebilir. Bu ruh dünyasındaki kardeşlerim, ruhsal iyileşmeyi, bütünleşmeyi ve tamamlanmayı Kıbrıs Sorunu’nun federasyon yoluyla yeniden birleşmesinde ararlar. Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi demek, geçmişte milliyetçilik dünyasında yaşanan onca acıyı ve kötülüğü aşmak ve yeni bir Kıbrıs yaratmak demektir.

Federasyon ister ufukta görünsün ister görünmesin fark etmez; bu Federasyon-Kıbrıslılık maneviyat dünyasında yaşayan insanlar bu ülkülerini, kimliklerini ve arzularını söz konusu maneviyat üzerinden sürdürmeye ve yaşamaya devam ederler. Annem veya birçok farklı insan sadece bu şekilde düşünmüyor; aynı zamanda bu dünyanın içinde de bizzat yaşıyor ve gündelik hayatlarındaki gerçeklik algılarını şekillendiriyorlar.

Papadopulos veya Hristodulidis gibi Rum milliyetçileri ister iktidarda olsun ister olmasın, bu ülküleri ve arzuları hiç değişmez. Bunun iki sebebi vardır. Birincisi, bu maneviyat dünyasına ait insanlar Rum milliyetçilerine rağmen ve onlara karşı milliyetçi olmayan Rum yurtseverlerle birlikte mücadele ederek barışı kazanmanın ve tesis etmenin, bu ada için yapılabilecek en büyük yüce gönüllülük ve iyilik olduğuna inanırlar. İkincisi ise Federasyon-Kıbrıslılık dünyasında Türklük ve Rumluk üzerinden geliştirilen milliyetçilik zaten yoktur. Dolayısıyla bu kesimlerin........

© Kıbrıs Postası