En çok ihtiyacımız olan ehliyet, ebeveynlik ehliyeti mi?
Araba kullanabilmek için eğitim alıyoruz. Sınava giriyoruz. Ehliyet alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki direksiyon başında yapılacak tek bir hata bile bir insanın hayatını değiştirebilir. Oysa bir çocuğun gelişimine nasıl eşlik ettiğimiz; bedenini, zihnini ve ruhunu nasıl beslediğimiz… Onun yalnızca çocukluğunu değil; Psikolojisini… Özgüvenini… İlişkilerini… Hayata bakışını… Bir gün kendi çocuğuna nasıl ebeveynlik yapacağını… Yani gelecek nesilleri de etkiler. Belki de toplum olarak en büyük ihtiyacımız, araç ehliyetinden önce “ebeveynlik ehliyeti”dir. Çünkü ebeveynlik, en az araç kullanmak kadar hazırlık, bilgi ve yetkinlik gerektiren bir sorumluluktur. Her anne ve baba adayının kolayca ulaşabileceği, bilimsel temellere dayanan ebeveynlik eğitimleri hayatın doğal ve ulaşılabilir bir parçası hâline getirilmelidir. Ve tam da bu yüzden bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Bir çocuğun geleceğini şekillendiren böylesine büyük bir sorumluluk için neden hâlâ hiçbir temel eğitim zorunlu değil? Lütfen yanlış anlaşılmasın. Bu yazı bir anneyi ya da babayı eleştirmek için yazılmadı. Tam tersine… Ebeveynliğin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu birlikte yeniden düşünebilmek için yazıldı. Çünkü yıllardır çocuklarla, ailelerle ve ebeveyn eğitimleriyle çalışırken fark ettiğim bir gerçek var: Çocuklar en çok davranışları nedeniyle yanlış anlaşılıyor. Bazen bir alışveriş merkezinde… Bazen bir restoranda… Bazen de sokakta… Bir çocuğun ağladığını, öfkelendiğini ya da inatla bir şeyi reddettiğini görüyorum. Ardından çoğu zaman benzer cümleler geliyor: “Yeter artık!” “Kes sesini!” “Bunda ağlayacak ne var?” “Senin yüzünden rezil olduk!” Ve ben o an çocuğun davranışından çok yüzüne bakıyorum. Çünkü bazen bir çocuk sadece ağlamaz… Duyulmaya çalışır. Yıllar önce Doula ve Doğuma Hazırlık Eğitmenliği eğitimini aldığım dönemde hocalarımın tavsiyesiyle Jasmin Lee Cori’nin “Var’ Olan Annenin Yok’luğu kitabını okumuştum. Kitap beni derinden etkilemişti. Çünkü ilk kez bana şu gerçeği bu kadar açık anlatıyordu: Bir annenin fiziksel olarak çocuğunun yanında olması, duygusal olarak da onun........
