menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni dünya düzeninin sancıları: Büyük dönüşüm

6 0
30.06.2026

Dünyamız, yeni bir düzenin eşiğinden geçerken eski kuralların zayıfladığı, yeni kuralların ise henüz tam olarak kurulmadığı sancılı bir dönemin içindedir. Uluslararası ilişkiler tarihinde bu tür geçiş dönemlerinin kendine özgü bir karakteri vardır. Böyle zamanlarda uluslararası hukuk bütünüyle ortadan kalkmaz; ancak etkisi zayıflar, uygulama gücü sınırlanır ve sahayı çoğu zaman hukukî normlardan çok güç ilişkileri belirler. Başka bir ifadeyle, yenidünya düzeni henüz kurulmadan önce güç siyaseti öne çıkar. Güçlü aktörler, mümkün olduğu kadar geniş alan tutmaya, gri bölgelerde fiilî durumlar üretmeye ve yeni düzenin kuralları belirlenmeden önce kendi nüfuz sahalarını tahkim etmeye çalışır. Çünkü yeni düzen kurulduğunda, o düzene ait kurallar da beraberinde gelecektir. Kurallar konulduktan sonra sınırlar, nüfuz alanları ve statüler büyük ölçüde sabitlenir. Bu nedenle asıl mücadele, çoğu zaman düzen kurulmadan önceki geçiş döneminde yaşanır. Yirminci yüzyılın ilk yarısında yaşanan büyük felaketler de bu çerçevede okunmalıdır. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı, yalnızca devletlerarası askerî çatışmalar değildir. Bunlar aynı zamanda eski güç dengesinin çözüldüğü, yeni bir uluslararası sistemin kurulmaya çalışıldığı büyük kırılma dönemleridir. Sanayileşmenin hızlanması, üretim kapasitesinin artması ve hammadde ile pazar arayışının küresel rekabete dönüşmesi, büyük güçler arasındaki mücadeleyi derinleştirmiştir. Bu mücadelenin sonunda dünya iki büyük savaşla sarsılmış, ardından 1945 sonrasında yeni bir uluslararası düzen kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan düzenin merkezinde Birleşmiş Milletler yer almıştır. Savaşın galipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Fransa, Sovyetler Birliği ve Çin, savaş sonrası sistemin temel kurucu aktörleri hâline gelmiştir. Burada özellikle belirtmek gerekir ki Almanya bu galip ittifakın içinde değildir; aksine savaşın mağlup tarafıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimî üyelik yapısı da bu savaş sonrası güç dengesinin kurumsal ifadesi olarak şekillenmiştir. Ancak 1945 sonrası sistem yalnızca Birleşmiş Milletler’den ibaret........

© Kıbrıs Gazetesi