menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğu Akdeniz’de jeopolitik hafıza ve küresel sistemin yapısal iflası -2

6 0
27.01.2026

Hukuki ihtilaftan askeri garnizona
Yazı dizimizin ilk bölümünde, Doğu Akdeniz’deki mücadelenin tarihsel köklerini ve Birleşmiş Milletler sisteminin nasıl bir işlevsizlik sarmalına girdiğini ele almıştık. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bölgedeki gerilim sadece hukuki metinlerde veya haritalar üzerindeki çizimlerde kalmamış; tehlikeli bir askeri boyuta evrilmiştir. Bu noktada Rum Yönetimi liderliğinin izlediği paradoksal stratejiyi dikkatle analiz etmek gerekmektedir. GKRY liderliği, bir taraftan uluslararası kamuoyuna Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik diplomatik mesajlar verirken, diğer taraftan her yıl silahlanmaya milyonlarca Euro harcamakta ve adayı adeta bir askeri garnizona dönüştürmektedir. Güney Kıbrıs’taki üs ve limanların İngiltere, ABD, Fransa, İsrail ve Yunanistan gibi aktörlerin askeri yığınağına açılması, Kıbrıs adasını küresel bir çatışmanın doğrudan hedefi haline getirmektedir.

Tatbikatların dili: “Noble Dina” ve “Nemesis”in arka planı
Rum Yönetimi ve Yunanistan, Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’yi çevrelemek adına geniş bir koalisyonla askeri tatbikatlar düzenlemektedir. Bu tatbikatlara verilen isimler, arka plandaki zihniyeti ve niyetleri ifşa etmektedir. Örneğin, Tevrat’ta “intikam” anlamına gelen “Noble Dina” tatbikatı veya Antik Yunan inancına göre “ilahi cezanın ruhu” manasına gelen “Nemesis” tatbikatı, bu hazırlıkların kime karşı ve hangi motivasyonla kurgulandığını açıkça göstermektedir. Bu terminoloji tercihi, meselenin sadece teknik bir savunma faaliyeti değil, tarihsel bir hesaplaşma aracı olarak görüldüğünün kanıtıdır.

Kudüs zirvesi ve “Aşil Kalkanı”: Bölgesel militarizasyon

Aralık 2025’te İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin katılımı ile Kudüs’te gerçekleşen zirvede gündeme gelen, Yunanistan’ın “Aşil Kalkanı” projesi kapsamındaki füze sistemleri tedariki ve Güney Kıbrıs’ta oluşturulacak 2.500 kişilik “Hızlı Müdahale Gücü”, bölgedeki barış arayışlarını dinamitleyen adımlardır. Tüm bunlar yaşanırken, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa (IMEC) koridoru gibi projelerle de bu askeri yapıya ekonomik bir zemin olarak inşa edilmeye çalışılmaktadır. Peki, bu olanları ne şekilde yorumlamak gerekiyor? Bu hamleler, barışçıl bir çözüm arayışından ziyade, adayı ve çevresini olası bir çatışma alanına hazırlama niyetini taşımaktadır. Ayrıca bu stratejik iş birliğinin ekonomik harcı olarak, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa (IMEC) koridoru merkeze yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Tatbikatlara verilen “Noble Dina” (İntikam) ve “Nemesis” (İlahi Ceza) gibi isimler de bu askeri yığınağın sadece........

© Kıbrıs Gazetesi