menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul’un kalbinde vahşet

19 0
02.04.2026

İnsanın havsalası almıyor. İstanbul’un göbeğinde, Fatih’de bir kişi güpegündüz başından silahla vuruluyor. Savaşta mıyız? İstanbul bu vahşeti asla haketmiyor!

İstanbul’un kalbi… Tarihin katman katman üst üste biriktiği, her adımda başka bir medeniyetin izine rastladığımız o kadim merkez. Tam da orada, Fatih’te, bir insanın başından vurulduğu haberi düşüyor gündeme. Bir kurşun sesi yalnızca bir hayatı değil, bir şehrin ruhunu da yaralıyor.

Bu nasıl bir tablo? İnsan ister istemez soruyor: Biz neyi kaybettik? Nerede eksildik? Bir şehrin ortasında, herkesin gözü önünde yaşanan bu tür olaylar yalnızca güvenlik meselesi midir, yoksa daha derin bir kırılmanın işareti mi?

BU ŞEHİR SADECE TAŞTAN DEĞİL, HAFIZADAN İNŞA EDİLDİ

Fatih, sıradan bir ilçe değildir. Burası bir zamanlar Konstantinopolis’ti; Roma’nın, Bizans’ın başkenti. Ardından Osmanlı’nın kalbi oldu. Sokaklarında imparatorların yürüdüğü, camilerinde asırların biriktiği, surlarında tarih boyunca nice kuşatmaların izlerinin kaldığı bir yer.

Bir düşünün: Aynı sokakta hem bin yıllık bir kilisenin gölgesi, hem beş yüz yıllık bir caminin sesi vardır. Bu şehir yalnızca binalardan oluşmaz; bir hafızadır, bir sürekliliktir.

Ama bugün o hafıza sarsılıyor. Yalnızca fiziksel değil, sosyolojik bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm, kimi zaman doğal, kimi zaman ise kontrolsüz ve yönetilmesi zor bir hal alabiliyor.

GÜVENLİK DUYGUSU SARSILIRSA, HER ŞEY SARSILIR

Bir şehirde en temel ihtiyaç nedir? Ekonomi mi? Ulaşım mı? Hayır. Önce güvenlik duygusu gelir. İnsan, yürüdüğü sokakta kendini güvende hissetmek ister. Çocuğunu dışarı gönderirken tedirgin olmak istemez.

Fatih’te yaşanan bu olay, tam da bu duygunun zedelendiğini gösteriyor. Bir kurşun, yalnızca hedefini değil, o mahallede yaşayan herkesin iç huzurunu da vurur.

Bu tür olaylar karşısında toplumun verdiği refleks de önemlidir. İnsanlar doğal olarak daha sert önlemler talep edebilir, daha caydırıcı cezaların gerektiğini düşünebilir. Bu duygular anlaşılabilir; çünkü güvenlik kaygısı en temel insani reflekslerden biridir.........

© Kayseri Gür Haber