menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bizi kim hatırlar?

12 0
02.07.2026

Henüz tamamlanmamış bir hayatı sürekli yayınlıyoruz. Belki de bu yüzden bazı anları gerçekten yaşayamaz olduk.

Fotoğrafını çektiğimiz manzarayı seyretmiyoruz.

Paylaştığımız sofrada oturan insanı dinlemiyoruz.

Hatırlamak yerine depoluyoruz.

Oysa hafıza, depolamak değildir.

Bir gün bütün dijital izlerinizin silindiğini düşünün.

Telefonunuzdaki fotoğraflar yok.

Sosyal medya hesaplarınız kapanmış.

Yazışmalarınız silinmiş.

Arama geçmişiniz, beğenileriniz, konum bilgileriniz... Hepsi geri getirilemeyecek şekilde ortadan kalkmış. Distopya gibi geliyor kulağa değil mi?

Peki, öyle olsaydı geriye sizden ne kalırdı?

Modern insan bu soruya eskisinden daha zor cevap veriyor. Çünkü uzun zamandır kendimizi yaşadıklarımızla değil, kaydettiklerimizle karıştırıyoruz. Hafızayla arşivi, hayatla temsilini birbirine benzetiyoruz.

Oysa insan hiçbir zaman topladığı bilgiler kadar olmadı. Anlattığı ve hakkında anlatılan hikâyeler kadar oldu.

Bugün bir insanı tanımak hiç olmadığı kadar kolay görünüyor. Adını yazıyoruz; nerede çalıştığını, hangi üniversiteden mezun olduğunu, hangi ülkelere gittiğini, ne yediğini, ne dinlediğini, neyi beğendiğini öğreniyoruz. Dijital dünya bizi görünür kıldı. Ama görünür olmak, tanınmakla aynı şey değil.

Belki de çağımızın en büyük yanılsaması tam burada başlıyor.

İnsan hakkında çok fazla şey biliyoruz fakat onu çok az tanıyoruz. Çünkü bilgi, insanı açıklamıyor, sadece görüntüden anlaşıldığı kadar tarif ediyor.

Bir banka harcama alışkanlıklarınızı bilir. Bir algoritma hangi videoyu yarıda kapattığınızı hesaplayabilir. Bir yapay zekâ hangi kitabı satın alma ihtimalinizin yüksek olduğunu tahmin edebilir. Bütün bunlar doğrudur. Fakat hiçbir algoritma, çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı duyunca neden içinizin sızladığını, yıllar önce söylenmiş tek bir cümlenin neden hâlâ zihninizde yaşamaya devam ettiğini bilemez.

İnsan,........

© Karar